<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014</id><updated>2011-11-27T15:24:32.898-08:00</updated><category term='garcia etkisi'/><category term='Psikoterapi'/><category term='bipolar depresyon'/><category term='bradd pit'/><category term='kimlik'/><category term='Psikoloji Kitapları'/><category term='Premack ilkesi'/><category term='mutluşuk oyunu'/><category term='aşk romanları'/><category term='şans'/><category term='öfke kontrol'/><category term='stres'/><category term='böyle buyurdu zerdüşt'/><category term='Siyaset'/><category term='esaretin bedeli'/><category term='gizli pencere'/><category term='küçük tansiyon'/><category term='kpss'/><category term='dövüş kulübü'/><category term='pollyanna'/><category term='iş arama'/><category term='ziya gökalp'/><category term='psikolojik roman'/><category term='itiraflarım'/><category term='üzüntü'/><category term='mutluluk'/><category term='çocuklar'/><category term='beyin'/><category term='Psikoloji'/><category term='felsefe kitapları'/><category term='Müzik'/><category term='fimler'/><category term='Felsefe'/><category term='öğretim teknikleri'/><category term='hiper tansiyon'/><category term='eğitim bilimleri'/><category term='Mehmet Rauf'/><category term='edward norton'/><category term='high tension'/><category term='geothe'/><category term='Genel'/><category term='insan ne ile yaşar'/><category term='irvin d yalom'/><category term='Aşk'/><category term='İletişim'/><category term='Raskolnikov'/><category term='istasyon'/><category term='tim robbins'/><category term='yüksek tansiyon'/><category term='will smith'/><category term='ümit'/><category term='tansiyon'/><category term='fight club'/><category term='nietzsche'/><category term='vadideki zambak'/><category term='tılsımlı deri'/><category term='büyük tansiyon'/><category term='varlık'/><category term='baskı'/><category term='kadınlar'/><category term='Kitaplar'/><category term='Sosyal Psikoloji'/><category term='genç wertherin acıları'/><category term='öfke'/><category term='balzac'/><category term='secret window'/><category term='sosyal zeka'/><category term='olumsuz tat koşullanması'/><category term='manik depresyon'/><category term='umut'/><category term='beyaz geceler'/><category term='salome'/><category term='Sagopa Kajmer'/><category term='Sevgili Günlük'/><category term='tolstoy'/><category term='Eylül'/><category term='ontoloji'/><category term='depresyon'/><category term='psikopat'/><category term='pollyannacılık'/><category term='tüksek tansiyon'/><category term='bipoşar bozukluk'/><category term='idendity'/><category term='aşk kitapları'/><category term='dülsine'/><category term='sosyoloji'/><title type='text'>Beyin ve Ruh</title><subtitle type='html'>Mutlu bir hayat için yapılması gerekenler</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>57</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-886380391913820845</id><published>2010-06-02T14:22:00.000-07:00</published><updated>2010-06-02T14:26:27.400-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aşk'/><title type='text'>Mevlana ve Fiziksel Aşk</title><content type='html'>Bir zamanlar bir ülkede muktedir bir Padişah yaşardı. Bir gün bir gezi sırasında gördüğü bir cariyeye aşık oldu ve altınları sayarak onu haremine aldı. Ne var ki bir süre sonra bu cariye hastalandı ve yatağa düştü. Zayıfladı, karardı, eski güzelliği kalmadı, onunla birlikte de padişah perişan oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkedeki tüm hekimler toplandı, padişah; cariyesinin hastalandığını, onun sağlığının kendi sağlığı olduğunu ve onu iyileştirecek kişi için servetini harcayacağını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hekimler; Padişahım bizim herbirimizin ayrı hüneri var, muhakkak cariyeniz iyileşecektir(Allahın İzniyle demediler kibirlerinden) dediler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hekimler, iksirler ilaçlar hazırladı ama ne yaptılarsa durum daha da kötüye gitti. Cariye iyileşeceği yerde kötüleşti. Durumu anlayan padişah son olarak Allaha yalvarmaya başladı, saatlerce secdede kaldı ve seccadesi gözyaşları ile ıslandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O gece rüyasında bir veli zat gördü, ve sabah gelecek kişiye iyi davranmasını o kişinin cariyesini iyileştireceğini söyledi. Denilenler gerçekleşti ve o zat geldi, cariyeyi tedaviye başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlaç, iksir kullanmadan kızla konuşarak derdini bulmaya çalıştır ve kısa sürede bunun bir gönül ilişkisi olduğunu anladı. Kızın nabzını tutarak onla uzun uzun konuşmaya başladı, eğer nabzı artarsa o konuda daha çok konuşuyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukluğundan annesinden, babasından konuşuldu bunların hiç biri kızı heyecanlandırmadı, daha sonra efendileri ve bulunduğu şehirler konuşuldu, bunlardan birinde kızın kalp atışları hızlandı. O şehrin caddeleri, sokakları herşeyi konuşuldu ve kızın ordaki bir kuyumcuya şık olduğu ortaya çıktı.&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_mac21JYHEh8/TAbLbctiwRI/AAAAAAAAEfU/PpXChOeQrN4/s1600/soz19tv2.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="386" src="http://4.bp.blogspot.com/_mac21JYHEh8/TAbLbctiwRI/AAAAAAAAEfU/PpXChOeQrN4/s400/soz19tv2.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Padişah derhal adamlar yollayıp kuyumcuyu getirtti, onları serbest bırakıp birbirleri ile yaşamalarını sağladı, altı yedi ay mutlu mesut yaşadılar ve kız iyileşti, bundan sonra padişah kuyumcunun yemeğine zehir attı, kuyumcu yavaş yavaş kötüleşti çirkinleşti ve öldü. Bu arada kızın ona olan ilgisi bitmişti, çünkü bu fiziki bir bağlılıktı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyor mevlana...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Ne mesaj vermek istediğini tam anlamıyoruz ama kendi mesajımızı çıkarıyoruz: Görünüşle ilgili olan aşk geçicidir ve sağlam temelleri yoktur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-886380391913820845?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/886380391913820845/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=886380391913820845' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/886380391913820845'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/886380391913820845'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2010/06/mevlana-ve-fiziksel-ask.html' title='Mevlana ve Fiziksel Aşk'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_mac21JYHEh8/TAbLbctiwRI/AAAAAAAAEfU/PpXChOeQrN4/s72-c/soz19tv2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-8667535335068798092</id><published>2009-12-04T13:28:00.000-08:00</published><updated>2009-12-04T13:29:22.586-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Psikoloji'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Psikoloji Kitapları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sosyal zeka'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sosyal Psikoloji'/><title type='text'>Sosyal Zeka Nedir?</title><content type='html'>Bugün psikoloji alanında çığır açmış kitaplardan birine başladım. Normal bir insana psikolojinin çekici yanları bu kadar ilginç ve eğlenceli anlatan nadir kitaplardan biri. Kitabı bana veren arkadaşımın sıkıcı ve ağır tabirlerine rağmen. Ama içindekilerin can alıcı bilgiler olacağı konusunda da beni uyarmıştı ve eklemişti; "Eğer sonuna kadar sabredersen psikoloji hakkında çok şey öğreneceksin."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahsettiğim kitap,&lt;b&gt;Daniel Goleman&lt;/b&gt;'ın &lt;b style="color: black;"&gt;Sosyal Zeka&lt;/b&gt; kitabı. Kitabın henüz kırkıncı sayfasındayım ve şu anda bile çok şey öğrendim diyebilirim... Öğrendiklerimi sizlerle daha sonra paylaşacağım ama önce sosyal zeka hakkında birkaç yüzeysel bilgi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sosyal Zeka insan aklının en önemli özelliklerindendir. Ünlü eğitim bilimci Humprey’e göre insan zihninin en yaratıcı kullanımı, insan ilişkilerini etkili olarak sürdürmekle olur.&lt;br /&gt;Kişilerarası – Sosyal Zeka insanlarla birlikte çalışabilme, Sözel – Bedensel Zeka dilini etkili bir biçimde kullanarak çok farklı karakterlere sahip insanlarla kolaylıkla iletişim kurabilme, insanları yönetebilme, onlarla uyumlu çalışabilme ve insanları ikna edebilme becerisidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sosyal Zekaya Sahip Bireylerin Özellikleri :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Yaşıtları ile ya da farklı yaş grupları ile birlikte olmaktan zevk alır.&lt;br /&gt;2. Diğer insanların duygularına karşı duyarlıdır.&lt;br /&gt;3. Diğer insanları konuşmaları ile etkiler.&lt;br /&gt;4. Grup ve takım çalışmalarından, çok özel ve mükemmel ürünler ortaya çıkararak, gruplar halinde çalışmaktan zevk alır.&lt;br /&gt;5. Farklı kültürler, farklı yaşam tarzları konusunda çok meraklıdır.&lt;br /&gt;6. Çok küçük yaşlarda bile toplumsal ve politik sorunlarla ilgilenebilir.&lt;br /&gt;7. Güçlü bir espri yeteneğine sahiptir.&lt;br /&gt;8. Davranışlarının sonuçlarını değerlendirebilir.&lt;br /&gt;9. İnsanların her tür davranışına karşı kabul edicidir.&lt;br /&gt;10. Sözel ve bedensel dili etkili bir biçimde kullanır.&lt;br /&gt;11. Farklı ortamlara, farklı insan topluluklarına girdiklerinde kolaylıkla uyum sağlayabilir.&lt;br /&gt;12. İnsanları organize etme yetenekleri vardır.Liderlik vasıflarını taşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitabı okudukça ve öğrendikçe kendi fikirleimle birlikte burada yazacağım. Görüşmek üzere...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-8667535335068798092?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/8667535335068798092/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=8667535335068798092' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/8667535335068798092'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/8667535335068798092'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2009/12/sosyal-zeka-nedir.html' title='Sosyal Zeka Nedir?'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-2144503039508892279</id><published>2009-12-01T10:06:00.000-08:00</published><updated>2009-12-01T10:06:53.874-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Psikoloji'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Psikoloji Kitapları'/><title type='text'>Hitler'in Psikopatolojisi</title><content type='html'>Hitler'in Psikopatolojisi, kapağındaki tanımıyla; "Kendisiyle ve dünyayla kavga eden bir adamın ruhsal portresi", 20. Yüzyıla damgasını vuran bir adamın ruhsal analizini içeren bir rapor, bir kitap. Kitabın isminde Hitler kelimesi geçtiği için doğal olarak bir ilgiçekecektir. Ama olayların kahramanı sıradan bir insan olsa bile benim için çok ilginç bir kitap.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitap Hitleri çeşitli yönleryle ele alıyor ve tarafsız bir şekilde analiz etmeye çalışıyor. Bu yönler şunlar: Kendi inancına göre hitler, halın tanıdığı hitler, kurmayının tanıdığı hitler, kendisinin tanıdığı hitler vs... Kitabın en can alıcı noktası ise, Hitler'in çocukluğundan başlayarak psikoseksüel kurama göre analiz edildiği son bölüm; ruhbilimsel çözüm ve bireşim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişisel: oldukça başarılı ve faydalı bir rapor olsa da Htlerin gerçek kişiliği hakkında gerçek bilgiler vermekten öte gidemeyen bir kitap. Ancak sıradan bir insanın psikolojiyi sevmesi, insanın iç dünyası hakkında bilgi sahibi ve yorum gücüne sahip olması açısından vazgeçilmez, inanılmaz derecede akıcı ve heyecanlı bir ktap.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim açımdansa, hitler hakkındaki tartışmalarda hava atmaya yarayacak bilgiler verecek, ve boş zamanlarda okunacak bir boş zaman geçirgeci. Psikoloji hakkında öğreneceğim çok şey var ve bu kitap bana yeterince gaz verdi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çıkardığım dersler; detaylı bir şekilde düşünüp olası sonuçları derlemedim ama kitabı okurken aklıma gelen birkaç sonuç vardı elbet. Bunlardan bir tanesi, klasik olacak ama, bir insan ne kadar zayıf ne kadar kompleksli olursa olsun büyük işler yapmak çin yeterince güçlüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkincisi, dünyadaki hemen hemen tüm liderlerdeki ortak bir özellik; kompleksleri... Bu kitap bana tarihe mal olmuş diğer ünlü kişileri de incelemem için bana bir fikr verdi. Çünkü bildiğim bir çok lider, kompleksleri olan ama bu kompleksleri üstün yönleri haline getiren kişilikler. Bu sayede tarihteki sahip oldukları yerdeler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç: Bu ktabı bana veren ve tavsiye eden, pdr bölümü mezunu ve şu an amerikada master yapmak için hazırlıkta olan bir arkadaş. Kendisine teşekkür ediyorum ve sıradaki kitabı beklediğimi belirtmek istiyom...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada kitabın yazarı: Walter C. Langer çevirenler: Kemal Bek, Zeki Çağlayan...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-2144503039508892279?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/2144503039508892279/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=2144503039508892279' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/2144503039508892279'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/2144503039508892279'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2009/12/hitlerin-psikopatolojisi.html' title='Hitler&apos;in Psikopatolojisi'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-3019903411294303293</id><published>2009-11-21T11:27:00.000-08:00</published><updated>2009-11-21T11:27:35.343-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Psikoterapi'/><title type='text'>Psikoterapi</title><content type='html'>Psikoterapi insanların konuşarak birilerini psikolojik olarat rahatlatması ya da tedavi etmesi demek. En azından benim anladığım bu... Ve bir arkadaşımdan insanın kendi kendine konuşarak da kendini rahatlatabileceğini, tedavi edebileceğini öğrendim. Bu arkadaş psikolojik danışma ve rehberlik bölümünden mezun, yani alanında uzman bir kişi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tezden yola çıkarak blogculuğun da kendi çapında bir terapi olduğu sonucuna vardım. Ve Mentlog da Psikoterapi konulu bir bölüm açıp buraya da o an içimden ne geçiyorsa yazmaya karar verdim. Ve bunu, şu an ziyaretçisi olmasa da, diğer takipçilere de açmaya karar verdim. Böylece kendimizi ve birbirimizi anlama konusunda yol katedebileceğimizi düşündüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk terapiyi bugün yapacaktım ama artık olmaz. Sonraki terapilerde görüşmek üzere...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-3019903411294303293?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/3019903411294303293/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=3019903411294303293' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/3019903411294303293'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/3019903411294303293'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2009/11/psikoterapi.html' title='Psikoterapi'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-1864855464252299180</id><published>2009-11-20T07:27:00.000-08:00</published><updated>2009-12-04T13:30:37.244-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tim robbins'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Psikoloji'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='will smith'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fimler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='umut'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='esaretin bedeli'/><title type='text'>Sizi İyi Hissettirecek Filmler</title><content type='html'>Bir zamanlar bir film izlemiştim sinemada... Adı Beyaz Melek. Aslında çok beğenilen bir filmdi ve izleyicilerden genelde olumlu eleştiriler almıştı. Bense filmden çıktığımda şöyle düşünmüştüm, eğer bir gün bir film çekersem bu film insanları iyi hissettirmeli onlara ümit ve huzur vermelidir. Böyle düşünmemin sebebi filmin beni gerçekten boğması ve kötü hissetmeme neden olmasıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün de şöyle düşündüm, nerden esti bilmiyorum, zaten böyle filmler var. Bu düşünce Will Smith'in&amp;nbsp; &lt;b&gt;Umudunu Kaybetme&lt;/b&gt; filmini hatırlayınca geldi aklıma. Sonra düşündüm bu film beni gerçekten iyi hissettirmişti. Ve bunu yapabilen başka filmler de vardı. Listesini yapmalıyım ve bu filmleri başkaları da izlemeli dedim. İşte benim listem:&lt;br /&gt;&lt;ol&gt;&lt;li&gt;&lt;b&gt;Will Smith: Umudunu Kaybetme&lt;/b&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;b&gt;Adam Sandler: İlk Elli Öpücük&lt;/b&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;b&gt;Tim Robbins :Esaretin Bedeli&lt;/b&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;b&gt;Slumdog Millionaire&lt;/b&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;b&gt;Forest Gump&lt;/b&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;b&gt;The Truman Show&lt;/b&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;b&gt;Shrek&lt;/b&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;b&gt;Ratatouille&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;Liste elbet uzayacaktır ama bu sırada kendi filmlerinizi yazmayı unutmayın...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-1864855464252299180?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/1864855464252299180/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=1864855464252299180' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/1864855464252299180'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/1864855464252299180'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2009/11/sizi-iyi-hissettirecek-filmler.html' title='Sizi İyi Hissettirecek Filmler'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-2610623017752753132</id><published>2009-11-19T12:57:00.000-08:00</published><updated>2009-11-19T12:57:56.737-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Psikoloji'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='üzüntü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='stres'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bipolar depresyon'/><title type='text'>Üzülmek iyidir!</title><content type='html'>Gün geçmiyor ki bir araştırma bir şey hakkındaki görmediklerimizi görmesin,  şimdiye kadar doğru bildiğimiz herşeyi yıkmasın, şaşırtmasın. Her şey bir  delinin çıkıp, “Dünya yuvarlaktır.” demesiyle başladı. Ne gerek vardı efendim,  tepsi gibi düz bilseydik. Eskiler şanslı, bu tür şeyler yüzyılda bir oluyordu.  Artık bilim de çok hızlı, hergün yeni bişeler bulunuyor. Başımız döndü yaw!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse efendim, son buluş, başlıktan da anlayacağınız gibi hüzünlenmek ve  depresyon üzerine. Üzüntünün sağlığınıza iyi geldiğini biliyormuydunuz?  Dinimizde bir inanış vardı, doğru;”&amp;nbsp; Her işte bir hayır vardır.” diye. Ama bunu  pek de ciddiye almıyorduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim bir şeyi ciddiye almamız için sanırım yabancılar tarafından söylenmiş  olması gerekiyor, bir başka fobi konusu. Neyse efendim, araştırmamıza dönelim.  Bir deyiş vardır, amerikan filmlerinde çokça çıkar, “öldürmeyen acı,  kuvvetlendirir.” diye. Durum tam olarak böyle. Acı çeken insanlar hayata karşı  daha esnek oluyorlarmış ve bu da daha büyük başarılara ulaşmayı  kolaylaştırıyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer taraftan, acılara, depresyona karşı ilaçlı tedavi yoluna gitmek ise&amp;nbsp;  zararlı etki yapıyormuş. Çünkü bu vücudun duygusal olarak olgunlaşmasını  engelliyormuş. Bir nevi duygusal bağışıklığı zayıflatıyormuş yani.&lt;br /&gt;Araştırmayı yapan Prof Wakefield,&amp;nbsp; New York Universitesinden. Yazının  orijinali burda. Uzundu tam okumaya rindim. Sizler okursunuz artık merak  ediyorsanız:&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.telegraph.co.uk/scienceandtechnology/science/sciencenews/4240157/Sadness-is-good-for-you-scientists-say.html"&gt;Sadness  is good for you, scientists say&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-2610623017752753132?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/2610623017752753132/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=2610623017752753132' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/2610623017752753132'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/2610623017752753132'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2009/11/uzulmek-iyidir.html' title='Üzülmek iyidir!'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-8605399424977020437</id><published>2009-11-17T11:02:00.000-08:00</published><updated>2009-11-17T13:07:40.093-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Psikoloji'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='baskı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuklar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='stres'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='manik depresyon'/><title type='text'>Çocuklukta stress, yetişkinlikte depresyon demektir!</title><content type='html'>Öyle bir Türkiye'de yaşıyoruz ki doğmak bile başlı başına bir suç gibi. Yeni doğan bir çocuk ortalama ömür boyu çalışsa ödeyemeyeceği kadar borçla doğuyor. Yetmiyor çocukları yarış atı gibi koşturup, önlerine engeller, sınavlar koyup koşturup duruyoruz. Ve küçük beyinler daha çocuklukta baskının stresin farkına varıyor tadına bakıyor. Peki sizce bunun bir sonucu yok mu?&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılan bilimsel bir araştırmaya göre çocuklukta yaşanan stres, beyindeki anahtar genlerden birini tamamen değiştirerek yetişinlikte kişinin depresyona girmesine neden oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Peki ne alakası var?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Almanyada yayınlanan Nature Neuroscience dergisinde yayınlanan bir makale ile bu ikisi arasındaki bağ kanıtlanıyor. Kanıtlama adına şöyle bir deney yapıldı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alman Çalışma ekibi fare yavrularını hayatlarının ilk on gününde günde üçer saat annelerinden ayırdı. Bir diğer rup fare ise kontrol için anneleri ile bırakıldı. Hayvanların kanlarına 6 haftalık 3 aylık ve 1 yaşındayken testler yapıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annelerinden koparılan farelerin kanlarında diğer gruba göre daha fazla &lt;b&gt;corticosterone&lt;/b&gt; adlı stresle alakalı hormen bulundu. Bu hayvanlar daha fazla stres içeren durumlarda gözlendiğinde kanlaarındaki corticosterone hormonunun arttığı gözlendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak çocuklarımızın üzerlerindeki yükü, baskıyı biraz da olsa azaltmak gerektiğini düşünüyorum. Onların çocuk olduğunu kabul edip, çocukluklarını yaşamaları için fırsat vermemiz gerektiğini düşünüyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-8605399424977020437?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/8605399424977020437/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=8605399424977020437' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/8605399424977020437'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/8605399424977020437'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2009/11/cocuklukta-stress-yetiskinlikte.html' title='Çocuklukta stress, yetişkinlikte depresyon demektir!'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-7781415239229556918</id><published>2009-11-15T13:57:00.000-08:00</published><updated>2009-11-17T13:08:05.360-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='insan ne ile yaşar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Psikoloji'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iş arama'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sosyoloji'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şans'/><title type='text'>Şans mı? Elinizde!</title><content type='html'>Şanslıyım ya da Şanssızım... Bir insan kendini bu ki kategoriden birine bir zaman mutlaka koymuştur. Ama bazılaımız vardır ki bunu tüm hayatımıza yayarız ya hep şanslıyızdır ya da hep şanssız. Kendi şansımızı yaratabileceğimiz hiç aklımıza gelmez...&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama amerikalı bir bilim adamı şans kavramına farklı bir açıdan bakıyor ve kendi şansımızı yönlendirebileceğimizi bilimsel olarak kanıtlıyor. Nasıl mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendini tamamen şanslı gören ve şanssız gören bir grup gönüllü topluyor. Ve üzerlerinde bir takım deneyler uyguluyor. Br tanesi şu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki gruba da birer gazete vererek üzerinde kaç tane resim olduğunu soruyor. Kendini şanssız hisseden grup ortalama iki dakikada bu soruya cevap verirken kendini şanslı olarak hisseden grup için bu saniyeler alıyor. Çünkü şanssız grup resimlere odaklanıp saymaya çalışırken şanslı grup köşedeki şu yazıyı görebiliyor: "Saymayı bırak bu gazetede 43 resim var."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazı herkesin görebileceğibir yerde ve büyüklükte iken sadece kendini şanslı görenler yakalayabildi ve soruya saniyeler içinde cevap verebildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğlence amalı olarak, bilim adamı oraya şu yazıyı da koymuştu: "Saymayı bırak, bunu araştırmacıya göster ve 250 poundu kap."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şanssız gruptan hiçbiri bu yazıyı göremedi çünkü hala resimleri saymakla meşguldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç: Herkes kendi şansını kendi yönetir ve bunu bakış açısıyla yapar. Ne diyordu Hz. Ali: Başarılarım tesadüflerin değil çalışmalarımın sonucudur." Şans faktörünü elimize alabilmek için yapmamız gereken oldukça basit:"Olaylara ve fırsatlara dar bir açıdan bakarak diğer fırsatları kaçırmamak. Geniş bir açıdan bakmak ve yakalamak."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin iş ararken kendi kriterlerimizi bwlirleyip sadece o kriterlere göre arama yaparken diğer taraftan çok daha güzel fırsatları gözden kaçırmamak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kız arkadaş ararken kriterimiz mavi gözlü sarı saçlı bir kızsa, diğer taraftan esmer siyah gözlü bir kızın da güzel olabileceğini kabul edebilmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anladığım kadarıyla çalışmayı anlattım. Orijinal yazı şurada:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.telegraph.co.uk/technology/3304496/Be-lucky---its-an-easy-skill-to-learn.html"&gt;http://www.telegraph.co.uk/technology/3304496/Be-lucky---its-an-easy-skill-to-learn.html&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-7781415239229556918?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/7781415239229556918/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=7781415239229556918' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/7781415239229556918'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/7781415239229556918'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2009/11/sans-m-elinizde.html' title='Şans mı? Elinizde!'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-2820831641482257313</id><published>2009-11-15T13:39:00.000-08:00</published><updated>2009-11-17T13:08:18.932-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eğitim bilimleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Psikoloji'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadınlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sosyoloji'/><title type='text'>Kadınlar neden sır saklayamaz?</title><content type='html'>Erkekler kadınları hep şöyle tanır: "İkisi bir araya gelince dedikodu başlar." En azından ben çoğu zaman öyle düşünüyordum. Bu düşüncem bilimsel bir araştırma ile de kanıtlanmış. Yapılan bir araştırmaya göre kadınların sır saklama yeteneği en fazla 48 saatle sınırlı. Zaten akılda tutma yetenekleri de o kadar :)&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte araştırma hakkında detaylar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;Yaşları 18 ile 65  arasında değişen bir gruba uygulanan ankete göre, kimin hakkında olduğu önemli olmakla birlikte, mesela kocası erkek arkadaşı gibi, bir sırrı gördüğü ilk kişiyle paylaşıyor :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Durum çok ciddi gibi görünüyor değil mi? Endişelenmeyin kadınların bir diğer özelliği de balık hafızalı olmaları. Bir çoğu bu sırları 48 saat içinde unuttuğunu da itiraf etmiş bu çalışmada.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz saçma gibi gelse de ciddiye alınacak yönleri olabilir.&lt;br /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-2820831641482257313?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/2820831641482257313/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=2820831641482257313' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/2820831641482257313'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/2820831641482257313'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2009/11/kadnlar-neden-sr-saklayamaz.html' title='Kadınlar neden sır saklayamaz?'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-1739243113475090364</id><published>2009-09-15T08:37:00.000-07:00</published><updated>2009-11-17T13:08:31.946-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Psikoloji'/><title type='text'>Mutsuzluk belki o kadar da kötü değildir!</title><content type='html'>Bu dünyada bir çok şey yaparız, çalışırız, didiniriz, para kazanırız, harcarız, kavga yaparız... Hepsinin ayrı bir amacı vardır ama tüm bu amaçlar ortak bir noktada birleşir; mutlu olmak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, yaptığımız herşeyi mutlu olmak için yaparız. Çünkü bizim için en iyi şey odur..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya yanılıyorsak? Mutsuzluk da aslında iyi birşeyse? Evet sonunda korkulan oldu ve bilim adamları mutsuzluğun aslında insan vücudu için iyi bir şey olduğunu iddia ettiler. İşte mutszluğun faydaları:&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prof&amp;nbsp; Wakefield,&amp;nbsp; New York University, mutsuzluğun insanların hatalardan ders çıkarmasında yardımcı olduğuna inanıyor. Şöyle diyor:" Yoğun olumsuz duyguların işlevlerinden birinin, diğer bazı şeyler üzerine odaklanmayı bir süre engellemek olduğuna inanıyorum."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-1739243113475090364?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/1739243113475090364/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=1739243113475090364' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/1739243113475090364'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/1739243113475090364'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2009/09/mutsuzluk-belki-o-kadar-da-kotu.html' title='Mutsuzluk belki o kadar da kötü değildir!'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-8660578595270605037</id><published>2009-09-15T08:25:00.000-07:00</published><updated>2009-10-28T03:47:01.759-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İletişim'/><title type='text'>Bir şey istiyorsan sağ kulağıma konuş!</title><content type='html'>Gün geçmiyor ki bu dünyada bir şey bizi şaşırtmasın. İnsan o kadar karmaşık bir varlık ki, her zaman yeni bi yönü keşfedilebiliyor. Bu keşif ise iletişim alanında. Birinden bir şey isterken onun sağ kulağına doğru konuşmak istediğiniz şeyin kabul edilme olasılığını artırıyormuş.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Araştırma italyadaki barlarda yapılmış. Görev sigara otlakçılığı. Otlakçılıkta sağ kulağa konuşanlarda başarı 88 de 34. Bu oran sol kulağa konuşanlarda 88 de 17.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İşte yazının kaynağı:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;em&gt;The Daily Telegraph&lt;/em&gt; &lt;a href="http://www.telegraph.co.uk/scienceandtechnology/science/sciencenews/5612036/Want-to-get-something-done--talk-to-people-in-their-right-ear.html"&gt;has a stab at explaining why&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-8660578595270605037?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/8660578595270605037/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=8660578595270605037' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/8660578595270605037'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/8660578595270605037'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2009/09/bir-sey-istiyorsan-sag-kulagma-konus.html' title='Bir şey istiyorsan sağ kulağıma konuş!'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-6264382580744472614</id><published>2009-05-10T09:49:00.000-07:00</published><updated>2009-10-28T03:47:01.627-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Felsefe'/><title type='text'>Karşılıksız aşkla baş etmenin yolları?</title><content type='html'>Henüz aşk nedir sorusunun cevabını tam olarak verebilmiş değiliz. Aşkın şeklini bilemiyoruz henüz, kokusunu söyleyemiyoruz. Henüz resmini de çizemiyoruz ama tadını biliyoruz. Bir çoğumuz aşkın tadına varmıştır. Bazılarına tatlı gelmiştir bazen de acımsı bir tat bırakmıştır bazılarının damağında. Ama tadın türü ne olursa olsun unutulmamıştır sonraları.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Aşkın tatlı yönünü bilen bilir ama onun bir de acı yönü vardır ki, romanları yazdıran, mecnun olduran, dağ deldiren bu aşk türüdür;&lt;strong&gt; karşılıksız aşk.&lt;/strong&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Karşılıksız aşk öyle birşeydir ki yaşayana hayatı zindan edebilir, ölümü çekici kılabilir. Aşkı hastalık olarak tanımlayanlar bu yüzden bu sonuca varmışlardır. Ve kurtulmak için çözüm yöntemlerini sıralamışlardır. Örneğin ünlü tıp bilgini İbni Sina, aşık olunan kişinin aşığın yanında kötülenmesiyle bu aşktan kurtulunabileceğini, ya da ancak evlilikle biteceğini söylemiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hemen aklınıza o soru gelmiş olmalı, evlilik aşkı öldürür mü? Siz cevabınızı düşünün biz konumuza dönelim.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ama malesef günümüzde o yöntem pek işe yaramayabiliyor. Bana sorarsanız bu derdin ilacı da yoktur. Sadece teselli yöntemleri vardır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Önce benim yöntemleri sıralayayım sizlere o zaman.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Öncelikle reddedilmenizin en büyük sebebi beğenilmemektir. Beğenilmemenin de iki yönü vardır. Fiziki ve ruhi. Benim ruhum güze diyorsanız biraz düşünün. Gözlemlerime göre ilk bakılan her zaman fiziki güzellik.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çirkin misiniz? Reddedilme sebebiniz bu mu? Yapmanız gereken ağlamak sızlanmak değil. Çevreden gelebilecek yakışıklısın güzelsin palavralarına da inanmayın. Kabul edin. Çirkin olduğunuzu kabul edin ve rahatlayın.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Demokraside bir kavram vardır, eşitlik. Ben eşitliğe en çok inananlardanım. Allah kesinlikle her insanı eşit yaratmıştır. Ama bu eşitlik aklımıza ilk gelen anlamıyla ya da bizim anladığımız şekliyle değildir. Üniversiteden bir gerizekalı, kadınlarla erkeklerin eşit olduğunu söylediğimde bana şöyle bir eleştiri yapmıştı, kadınların neden göğüsleri var, neden güçsüzler...&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kastettiğimiz bu tür bir eşitlik değil. Herkesin görevleri ve sorumlulukları vardır. Eşitlik burdadır. Ayrıca herkesin zayıf yönleri ve güçlü yönleri vardır. Çirkin olan biri çok zeki olabilir. Ayakları olmayan biri dünyayı değiştirecek buluşlar yapabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dolayısıyla ne yapmıyoruz, çirkiniz diye hayata küsmüyoruz.  çirkinsek çirkinlğimizi kabul ediyoruz ve güçlü yönlerimizi araştırıyoruz. Ve güçlerimizin üzerine gidiyoruz. Bu aşk anında pek de kolay olmayacaktır. Ama size vereceğim şu ipucunu en başta bilmeniz işinize yarayacaktır. &lt;strong&gt;Karşılıksız aşk kesinlikle geçicidir.&lt;/strong&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bunu kesinlikle o poliyannacılıkla karıştırmamak gerek. Aslında her zaman bizden daha çirkin olan birilerini bilmek rahatlatıcı olabilir. Ama amacımız rahatlamak değil kurtulmak. Zira kendimizle başbaşa kaldığımızda aynı sorunlarla yüzleşmemiz kaçınılmaz. Dolayısıyla geçici rahatlamalar bizi rahatlatmaz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İçimizde en ufak bir ümit bırakmıyoruz. Ümit insanlığa verilmiş en berbat hediyedir. Ona kavuşma hayallerini ateşe atıp yakıyoruz. Ona yazdığımız o saçma şiirleri, onun için kuruttuğumuz gülleri çiçekleri... Herşeyi. Ona ait ne varsa. Bu ilerde pişmanlık verici bir hareket gibi görünse de kurtulmanın tek yoludur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ve iyi olduğumuz alanda başarılı olmak. Bu uzun vadede inanılmaz bir değişimdir. Bir alanda başarılı olduğunuzda yanınızda ondan çok daha güzellerini bulacaksınız. Hoş bu sizi rahatlatmayacak, siz sadece sizi seven birilerini arayacaksınız ama en azından birilerinin sizi sevebilme ihtimalini hissedeceksiniz. Ki bu size verilecek en son öğüttür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Evet, çivi çiviyi söker felsefesi burada işe yarayacak. Sizi gerçekten birini seven başka birini bulduğunuzda acılarınız tamamen bitecek ve dertlerinizden dolayısıyla karşılıksız aşkın ıztırabından kurtulacaksınız.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;em&gt;Tabii bunlar benim düşüncelerim. Bir de genel geçer yargılar var. Bunlar daha çok teselli niteliğinden öteye gidemeyen tavsiyeler bence. Ama insan her zaman farklıdır ve farklı yöntemleden şifa bulabilir. (aşk doktoru gibi konuştum anasını sataym:)&lt;/em&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;em&gt;Bir sonraki güncelleme de başkalarının tavsiyelerini maddeler halinde yazacağım.&lt;br/&gt;&lt;/em&gt;&lt;br/&gt;&lt;ul&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Onun size karşı sizinle aynı duyguları beslemediğini kabul edin. Onun sizi bir gün sevebileceği ihtimalini unutmazsanız yol alamazsanız.&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Sizi neden sevmediğinin sebeblerini anlamaya çalışın. Bu bu olayı geçmişe gömerek iyileşmenize yardım edecektir.&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Poitif olumlu bir duruş sergileyin. Bu durumun sizin sizi seven birinin olabileceği gerçeğini unutturmasına izin vermeyin.&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Onunla aklınızı meşgul etmeyin. Arkadaşlarınızla ailenizle ve sizi seven kişilerle daha çok vakit geçirin.&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Sizi meşgul edecek birşeyler bulun, hobinize vakit ayırın eğer yoksa bir tane hobi edinin.&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Geleceğe odaklanın, geçmişte yaşamayı bırakın. Geleceğinize odaklanmak onu kafanızdan uzaklaştıracaktır.&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;İyi ve güzel taraflarınıza odaklanın. Birinin sizi sevmememesi sizin iyi özellikler taşımadığınız anlamına gelmez.&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Hemen başkasıyla çıkmaya çalışmayın, bu sizin onu sürekli hatırlamanızı sağlar ve ayrıca kalbiniz başkasına aitken bir başkasıyla ilginelmek gerçekten iğrenç birşeydir.&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-6264382580744472614?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/6264382580744472614/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=6264382580744472614' title='27 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/6264382580744472614'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/6264382580744472614'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2009/05/karslksz-askla-bas-etmenin-yollar.html' title='Karşılıksız aşkla baş etmenin yolları?'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>27</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-4379078595916019260</id><published>2009-04-13T05:26:00.000-07:00</published><updated>2009-10-28T03:47:01.619-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Felsefe'/><title type='text'>Sıradan olmak ve farklı olmak</title><content type='html'>Bu sıradan olmak olayına taktım bu aralar. Aslında senelerdeir taktığım bir konuydu ama bu aralar iyice ayyuka çıktı. Tam da diğer insanlardakii bu komplekslerin azaldığı döneme denk geliyor nedense. Biraz ters bir adam olduğumu biliyorum ama...&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Neyse bir akım vardı bilirsiniz, farklı olma akımı. Bu akım biraz etkisini yitirmiş gibi görünse de hiç bir zaman yok olmaz. Farklı olmaya çalışmak sanırım insanın doğasında var. Ama normal olmanın, sıradan olmanın nesi kötü?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Diğer insanların, tanıdıkarımın, aksine hep farklı biri olduğumu düşünürdüm. Ama diğerlerinin yapacağı gibi bunla gurur duymazdım. Hep diğerleri gibi olmayı isterdim, sıradan olmayı. Onlar gibi düşünmek, onlar gibi giyinmek, onlar gibi oynamak vs... Sıradan olmayı bir mutluluk addederdim. Ama başaramazdım.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Başkaları oynarken ben başka bişe yapardım, onlar futbol oynarken ben basketbol oynardım, onlar eğlenirken ben ders çalışır, onlar ders çalışırken ben eğlenirdim. Anlayacağınız eller gider mersine ben giderim tersine.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu farklılık başka alanlarda da kendini gösterirdi. Ama şimdi hepsini sayamam tabii. Sonuç olarak bendeki farklılığın aslında herkeste olduğunu anlamam uzun sürmedi. Biz tüm insanlar farklı olmaya çalışıyorduk ama aslında biz zatren farklıydık ve istesek de benzer olamazdık. Bunun için ekstra çabalar harcamaya gerek yoktu. Örneğin farklılık olsun diye saç kazıtmaya, küpe takmaya, farklı bir cinsiyeti seçmeye...&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ama diğer taraftan biz benzerdik de. Herbirimizin ayrı duyguları paylaştığı, ayrı sorunlar yaşadığı, ayrı genler taşıdığı bir gerçekti. O yönden tamamen farklıydık ama bizim farklılığımız zebralardaki farklılık kadardı. Yani çizgilerde, o yüzden farklılığımız pek göze batmıyordu o yüzden de farklı olmak için çabalıorduk.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Diğer taraftan benzerliğimiz yine zebralardaki benzerlik gibiydi. Hepsi birbirine benziyordu da bizim çok benzettiğimiz derilerindeki o çizgilerin tamamen birbirlerinden farklı olduklarını farkedemiyorduk. Farklılığımız benzerliğimizden daha az dikkat çekiyordu. O yüzden hep farklı olmaya çalışıyorduk.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-4379078595916019260?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/4379078595916019260/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=4379078595916019260' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/4379078595916019260'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/4379078595916019260'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2009/04/sradan-olmak-ve-farkl-olmak.html' title='Sıradan olmak ve farklı olmak'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-7776050098784201583</id><published>2009-04-09T21:25:00.000-07:00</published><updated>2009-11-17T13:26:59.194-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Felsefe'/><title type='text'>Kadınlar ve Anneler!</title><content type='html'>Einstein izafiyet teorisini çözmüş ama kadınlar hakkında bir soru sorulduğunda:" İzafiyet teorisini buldum ama henüz kadınları çözemedim." demiş. Yani anlayacağınız kadınları çözmek için zeka yetmiyor, zekadan daha farklı bir şey lazım. Merak etmeyin o bende var. Büyük sırrı açıklıyorum, kadınları çözdüm. Tarihe geçmeye hazırım :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şaka bir tarafa, Peygamber Efendimizin (S.A.V) in kadınlar hakkında daha doğrusu anneler hakkında söylediği bir sözü vardır ki herkesin dilinde pelesenk olmuştur. Ben de bir çok kez söylediğim halde anlamını yeni kavradım. "Cennet anaların ayakları altındadır." İşte kadınlar hakkında bir türlü çözemediğimiz gerçek bu sözde gizli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden, cennet kadınların ayakları altında değil de anaların ayakları altında? Analar da sonuçta kadın değil mi? Burada bir fark yok gibi görünse de aslında çok büyük bir fark var. Yani anne ve kadın arasında büyük bir fark.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şöyle açıklayayım, insanda kendilerini merkezde gördükleri,, herşeyi kendilerine göre hesapladıkları yani benmerkezci oldukları iki dönem vardır; birincisi 2-6 yaş arasındaki çocukluk dönemi, diğeri 12-18 yaş arasındaki ergenlik dönemi. Bu dönemlerde insanlar kendilerini kainatın tam ortasında görürler. İşte insanlarda iki dönem halinde görülen bu egosantrizm kadınlarda ömür boyu devam eder. Bunu bozacak tek bir durum vardır. Boşuna aklınızdan aşk meşk zırvalıkları geçmesin. Kadınlar sadece anne olduklarında kendilerini bir kenara bırakır ve sadece o zaman egosantrizmi bir kenara bırakıp bir şeyi canlarından dahi üstün tutmaya başlarlar, yavrularını.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte cenneti kadınların ayaklarının altına getiren şey budur, annelik. O yüzden sayın erkekler kadınlardan karşılıksız bir şeyler istemeyin alamazsınız. Diyeceksiniz ben aldım, ama kardeşim orda muhakkak senin görmediğin bir karşılık vermişsindir de sen bilmezsin. Karşılıksız bir şeyler alabileceğin tek kadın annendir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-7776050098784201583?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/7776050098784201583/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=7776050098784201583' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/7776050098784201583'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/7776050098784201583'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2009/04/kadnlar-ve-anneler.html' title='Kadınlar ve Anneler!'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-5187732816818471553</id><published>2009-04-04T03:03:00.000-07:00</published><updated>2009-10-28T03:47:01.596-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sevgili Günlük'/><title type='text'>Hepimiz sıradanız!</title><content type='html'>Bugünlerde kendim hakkında birşeyler keşfettim. Günlüğe yazdığım zamanlar genelde mutsuz olduğum zamanlara denk geliyor. Buraya kadar herşey tamam gibi görünüyor ama bir diğer keşif herşeyi altüst ediyor. Ben günlüğe yazmadığım zaman da mutsuzum. Sonuç: Ben her zaman mutsuzum. İşte günün sonucu dersi, kısssadan hissesi; Ben her zaman mutsuzum. Eğer bir gün buraya çok mutlu olduğumu yazarsam sakın inanmayın, Çünkü ben mutsuzum.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Neyse, bugün bu sayfayı saçma sıradan şeylere ayıracağım. Giriş kısmından bunu anlamış olmanız gerekiyor zaten. Oldukça monoton bir hayat sürdüğm için hayatımda olağanüstü şeylerin olması biraz zor.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sadece gelelim, bizim sınıfta bir kız var. Adı, boşverin. Ama aramızın her zaman kötü olduğu biri. Daha önce benim internetteki bu blogdan haberdar olmuş ve arada bir de dalgasını geçmek adına laf sokar bana. Neyse geçenlerde yanıma geldi ve bana bir kaç sıradan soru sorduktan sonra, bunları da sevgili günlüğüne yazarsın dedi. Her zaman birbirimize laf soktuğumuz için, sıra da bendeydi, ben günlüğe sıradan şeyleri yazmıyorum dedim.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Gülümsedi ve aşkolsun, ben sıradan mıyım dedi. Ben de hiç düşünmeden evet dedim. Ve alınmış gibi yapıp gitti.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Evet arkadaşım, sen sıradansın, ne kadar farklı olsan da sıradansın, hepimiz gibi. Hepimiz farklı özelliklere sahip insanlarız, ama sonuçta insanız ve bu dünyada oluş amacımız aynı. Dolayısıyla sıradanlık bizim yaşama sebebimizde var.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İşte bu yüzden, sıradan biri olarak bu sıradan sayfayı sana ayırdım. Umarım hakkımdaki önyargılarını değiştirir bana da sıradan biri gibi davranmaya başlarsın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-5187732816818471553?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/5187732816818471553/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=5187732816818471553' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/5187732816818471553'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/5187732816818471553'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2009/04/hepimiz-sradanz.html' title='Hepimiz sıradanız!'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-3129721314485740725</id><published>2008-12-28T06:55:00.000-08:00</published><updated>2009-10-28T03:47:01.587-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yüksek tansiyon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='büyük tansiyon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hiper tansiyon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tansiyon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='küçük tansiyon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Genel'/><title type='text'>Hipertansiyon (Yüksek Tansiyon) Nedir ?</title><content type='html'>Bu blogu takip edenler, ki benden başka var mı bilmiyorum, arada bir ruh sağlığı, stres depresyon gibi sağlığı ilgilendiren konularda yazdığıma şahit olmuşlardır. Bunun birinci sebebi o rahatsızlıklara bizzat sahip olmam. Bu yazının ise amacı çok başka. Benim böyle bir rahatsızlığım yok şükür şimdilik.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu yazıyı googlenin önbelleğinden aldım. Site çalışmadığı için kaynak vermiyorum. Faydalı olur umarım.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kan dolaşımının sağlanması için bir basınç gereklidir. Bu basıncın normalden fazla olmasına &lt;strong&gt;hipertansiyon&lt;/strong&gt; denir. Hipertansiyon için kullanılan diğer bir isim ise, &lt;strong&gt;YÜKSEK TANSİYON&lt;/strong&gt;'dur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kan basıncı ölçülürken 2 kan basıncı değerine bakılır:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;    * &lt;strong&gt;Büyük tansiyon&lt;/strong&gt; (sistolik kan basıncı)&lt;br/&gt;    * &lt;strong&gt;Küçük tansiyon&lt;/strong&gt; (diyastolik kan basıncı)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kalbin kasılması sırasında ölçülen kan basıncı, büyük tansiyon, kalbin gevşemesi esnasında ölçülen kan basıncı ise küçük tansiyondur. Hem büyük tansiyon hem de küçük tansiyonun normalden fazla olması HİPERTANSİYON'dur. Hipertansiyon tanısı için büyük ve küçük tansiyondan birisinin normalden yüksek olması yeterlidir. Gerek büyük tansiyon gerekse de küçük tansiyonun normalden yüksek olması önemlidir. Bu konu unutulmamalıdır. Bazı hastalar küçük tansiyondaki yüksekliği önemsememektedir; bu çok yanlıştır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-3129721314485740725?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/3129721314485740725/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=3129721314485740725' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/3129721314485740725'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/3129721314485740725'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2008/12/hipertansiyon-yuksek-tansiyon-nedir.html' title='Hipertansiyon (Yüksek Tansiyon) Nedir ?'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-3445430871074473131</id><published>2008-10-15T10:08:00.000-07:00</published><updated>2009-10-28T03:47:01.573-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pollyanna'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pollyannacılık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Genel'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mutluşuk oyunu'/><title type='text'>Pollyanna Nereye kadar?</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Pollyanna&lt;/strong&gt; ortaokuldayken okuduğum bir kitaptı. Çok da güzel bir kitaptı ve tavsiye de ederim. Ama bu kitaptan yolaçıkılarak deyimleşegelmiş bir kelime vardır ki nefret ederim; polyannacılık.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Pollyanna elindeki küçük şeylerden büyük mutluluklar çıkarmaya çalışan, bana göre zavallı bir kızın öyküsü. Bu oyun, pollyannacılık, islamdaki şükretme kavramına biraz benziyor ama bence değil. Özellikle de kitabın batı kaynaklı oluşu ve kapitalist bir ekonomik sistemden çıkmış olması bu kitap hakkındaki yargılarımı iyice sertleştiriyor.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İşin açığı bu kitabı sevmiyorum, sebebi de insanları şükretme adı altında köleleştirmeye, boyun eğmeye sonuç olarak da tembelliğe ittiğini düşünüyorum. Bu kitapta şükretme kavramı saptırılıyor, yada istemeden sapıyor, orasını bilemiyorum artıık.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Birşeye ulaşamayacağımız zamanlar vardır. Ona hiç bir şekilde ulaşma imkanımız yoksa elimizdeki şyleri düşünmek ve şükretmek, ona mutlu olmak iyi birşeydir. Ama bazı şeyler vardır ki aslında ulaşılabilirdir. Sadece biraz çalışmamız ve ona yaklaşmamız gerekmektedir. Bizse ona bakar ve elimizdekine şükrederiz. Hiç bir çaba harcamadan. SAdece şükrederiz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Nedense bu kitabın hep o hissi uyandırdığını düşünürüm. Kitabı okuyalı oldukça uzun zaman oldu, belki bu yüzden bu yazdıklarım bir önyargıdan öteye gidemeyebilir. Sonuçta benim için kitap bahanedir amaç fikirlerdir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu yazıda da bir fikir vardı kendi çapında.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-3445430871074473131?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/3445430871074473131/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=3445430871074473131' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/3445430871074473131'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/3445430871074473131'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2008/10/pollyanna-nereye-kadar.html' title='Pollyanna Nereye kadar?'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-3900366687133750159</id><published>2008-10-13T07:35:00.000-07:00</published><updated>2009-10-28T03:47:01.562-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bradd pit'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fight club'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dövüş kulübü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Genel'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edward norton'/><title type='text'>Bir film bir insan hayatını nasıl etkiler?</title><content type='html'>İzediğin bir filmden bir şekilde etkilenmiş olmanız normal, zaten film izlemekteki amacımız bu değil mi? Oturup ağladığımız filmler olmuştur ya da gülmekten kırıldığımız, korkudan donmuzua etmesek bile titrediğimiz de olmuştur yada geril geril gerildiğimiz. Ama bunlar anlık etkilerdir. Ama insanın hayatının geri kalanını etkileyen filmler vardır ve sayısı çok da fazla değildir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Peki hangi filmlerdir bunlar? Valla film kültürüm çok fazla geniş değil ama bu soruya verilecek cevap da çok zor değil. Aklıma ilk gelen film &lt;strong&gt;Fight Club&lt;/strong&gt; yani Dövüş &lt;strong&gt;Kulübü&lt;/strong&gt;dür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu filmin felsefesini hayat felsefesi yapıp, aldığı paraları bir günde bitiren ve gerikalan 39 günü aç geçiren insanlara şahit oldum. Yine bu film yüzünden sokağın ortasında hiç gerek yokken bizzat yumruk yumruğa kavga ettim ve karşıdakini bu saçma şey için suçladığımda  fight club felsefesini anlamadığım için suçlandım. Ve daha neler neler...&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Peki nedir bu dövüş kulübü filmini bu kadar etkili kılan. Get up stand up dont give up the fight olark özetleyebilirmiyiz, ya da hergün hayatımıza gereksiz ihtiyaçlar sokan ve bizi tüketim canavarına dönüştüren kapitalizme karşı olan tepkisi mi. Ben filmi sadece edward nortonu kendime yakın olduğum için sevdim. Diğerleri ise kendilerinde olmayanın bradd pitt de olduğu için sevmişlerdir büyük ihtimal.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ama film en çok insana kendini önemli hissettirdiği için sevilmiştir. Dünyada ben merkezli yaaşamanın ve başkalarının söylediklerini kafaya takmamanın dayanılmaz rahatlığını hisettirdiği için de sevilmiş olabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ama bir film insan hayatını bu derece nasıl etkilkeyebilir. Sizin hayatınızı etkileyen böyle bir film var mı?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-3900366687133750159?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/3900366687133750159/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=3900366687133750159' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/3900366687133750159'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/3900366687133750159'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2008/10/bir-film-bir-insan-hayatn-nasl-etkiler.html' title='Bir film bir insan hayatını nasıl etkiler?'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-5315673025149395518</id><published>2008-10-09T08:15:00.000-07:00</published><updated>2009-10-28T03:47:01.534-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dülsine'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Raskolnikov'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitaplar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='salome'/><title type='text'>En sevdiğiniz roman kahramanı?</title><content type='html'>Bu soruyu bir yerden hatırlıyorsunuz, evet hotmaile üye olurken karşınıza çıkıyor. Başka yerde görmüş olma ihtimaliniz de var tabii. Ama sırf hotmail yüzünden de soruya temkinli yaklaşmayın. Merak etmeyin gizli sorunuzu kullanarak sizi hacklemeye çalışmayacağız. Söz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Amacımız daha önce başka konularda yapmaya çalıştığımız gibi bir liste oluşturmak. &lt;strong&gt;En sevilen Roman kahramanları listesi&lt;/strong&gt;. Diğer listelerde olduğu gibi ilk girdiyi ben yazıyorum. Evet açıklıyorum benim en sevdiğim roman kahramanım &lt;strong&gt;Suç ve Ceza&lt;/strong&gt;daki &lt;strong&gt;Raskolnikov&lt;/strong&gt; dur. Sevmemnin nedene genelde herkesinkiyle aynı; kendi kişiliğimden bir şeyler bulmam ve bazı özelliklerini kendimle özdeşleştirmem.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ama sevdiğim bazı roman kahramanları vardır ki başkahraman bile olmadıkları halde ilgimi çekerler. Örneğin Don kişottaki &lt;strong&gt;Dülsine&lt;/strong&gt;, ya da &lt;strong&gt;Dülsineya&lt;/strong&gt;, herneyse. Nietzsche nin sevgilisi &lt;strong&gt;Salome&lt;/strong&gt;... Sanırım bunlar da bendeki eksklik ya da özlemlerden kaynaklanan bir şey. Neyse kendimden çok fazla bahsettim. Bu yazıyı okursanız, ki okursunuz (hatta okuyorsunuz) Kendi favorinizi yazmayı unutmayın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-5315673025149395518?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/5315673025149395518/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=5315673025149395518' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/5315673025149395518'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/5315673025149395518'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2008/10/en-sevdiginiz-roman-kahraman.html' title='En sevdiğiniz roman kahramanı?'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-2858933004365037648</id><published>2008-10-05T19:35:00.000-07:00</published><updated>2009-10-28T03:47:01.525-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eğitim bilimleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Premack ilkesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kpss'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Genel'/><title type='text'>Premack ilkesi</title><content type='html'>Daha öönce kpss için dersaneye yazıldığımı söylemiştim. Dün ilk deneme sınavını yaptık. Sonuç tabii ki berbat ama vakit daha erken o yüzden pek problem etmiyorum. Sınavda bildiğim halde yapamadığım bir soru vardı. &lt;strong&gt;Premack İlkesi&lt;/strong&gt;.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Soru aynen şöyle:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Üçüncü sınıf öğretmeni Ayşe hanım, matematik dersini dikkatli dinledikleri için öğrencilerinin resim dersinde bahçeye çıkmalarına izin vereceğini söylemiştir. Ayşe öğretmen öğrencilerinin matematik dersini dinlemeleri için ne tür bir pekiştirme yöntemi kullanmıştır?&lt;br/&gt;&lt;ol&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Olumsuz Pekiştirme&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Premack İlkesi&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Sürekli Pekiştirme&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Simgesel Pekiştirme&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Değişken aralıklı pekiştirme&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;&lt;/ol&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;Premack İlkesi &lt;/strong&gt; kaynaklarda şöyle geçiyor:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;blockquote&gt;bu ilke büyükannenin kuralları olarak da bilnir.bu ilkeye göre çok sık görülen davranış pekiştireç olarak kullanılarak, az gösterilen davranış ortaya çıkarılamaya çalışılır.şöyle ki; sebze yemeyi sevmeyen ama tatlıyı çok seven bir çocuğa sebze yedirmek için "sebze yemeğini yedikten sonra tatlı yiyebilirsin " denmesi gibi&lt;/blockquote&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bilmiyorum konu bilgim yok ama soru bana biraz falsolu geldi. Yorum sizin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-2858933004365037648?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/2858933004365037648/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=2858933004365037648' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/2858933004365037648'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/2858933004365037648'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2008/10/premack-ilkesi.html' title='Premack ilkesi'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-1091937518199453820</id><published>2008-10-04T07:46:00.000-07:00</published><updated>2009-10-28T03:47:01.487-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='felsefe kitapları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='böyle buyurdu zerdüşt'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nietzsche'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitaplar'/><title type='text'>En iyi felsefe kitapları</title><content type='html'>Felsefe lafını duyunca bile ürken bir sürü insan biliyorum. Sebebi büyük ihtimal eğitim sistemi ve genelde kafayı tırlatmış olan felsefe hocaları. Onlar sayesinde felsefeyi kavrayamıyor ve hakkında bişe öğrenemediğimiz için de malesef sevemiyoruz daha doğrusu korkuyoruz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Örnek; bizim lisede bir felsefe hocamız vardı ki akıllara zarar. 30-35 yaşlarındaydı, belli ki evde kalmıştı ve bunun üzerini örtmek içinde feminist ayaklarına yatıyordu. Bence tek sebeb erkeklerden intikam alma hırsıydı. Düşünün bir kere, 30 kişilik bir sınıf, 22 kız 8 erkek ve kızların hepsinin felsefe dersi 5 erkeklerde ise en yüksek 4.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Neyse efendim, konuyu dağıtmayalım. Diyorum ki, en güzel felsefe kitaplarının bir listesini yapabilirsek ve bunu yaygınlaştırabilirsek felsefe üzerindeki karabulutları dağıtabiliriz. Ne dersiniz?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İşte benim favori kitabım: &lt;strong&gt;Böyle buyurdu zerdüşt ve Nietzsche&lt;/strong&gt;, neden mi bu kitap?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Efendim nietzsche nin en büyük ünü felsefeci olmasından gelir. Doğrudur da ama ben bu kitap da felsefeciden çok şair yönünü keşffettim. Bu adam filozof olmasaydı bence şair olurdu. Sebebini  merak ediyorsanız lütfen kitabı okuyunuz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bir diğer yönü ise tabii ki felsefi yönü :p. Felsefe soru sormaktır. Bu kitabı okurken soru sormaktan kendinizi alamazsınız. çünkü nietzsche her iki cümlede bir kendisiyle çelişir. Buna anafor mu afaroz mu ne diyorlar felsefede :D&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sonuç. Lütfen kendi favorinizi yorum kısmunda belirtin. Teşekkürler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-1091937518199453820?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/1091937518199453820/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=1091937518199453820' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/1091937518199453820'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/1091937518199453820'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2008/10/en-iyi-felsefe-kitaplar.html' title='En iyi felsefe kitapları'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-4140240969487926303</id><published>2008-10-04T07:35:00.000-07:00</published><updated>2009-10-28T03:47:01.439-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='psikolojik roman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nietzsche'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitaplar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='salome'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='irvin d yalom'/><title type='text'>Nietzsche Ağladığında ve Irvin D. Yalom</title><content type='html'>Kitapları büyük yapan başyapıt yapan genelde yazarlarıdır, onların kitabı nasıl yazdıklarıdır yani üsluplarıdır. Ama bu öyle bir kitap ki okunma sebebi bence tamamen konusu, daha doğrusu başlığıdır yani Nietzsche.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Benimde kitabı alıp okuma sebebim de kesinlikle başlığıydı, çünkü ben bir nietzsche haynaıyım ve onun adının geçtiği her şeyi okuma gibi baş belası bir hisse sahibim. Bir diğer okuma sebebim ise daha önce de bahsetmiş olabileceğim gibi psikolojik romanlara olan ilgim. Bu arada irvin d. yalomun psikiyatri profesörü olduğunu söylemeliyim. İşte bu sebebler gidip bu kitabı almama zemin hazırladı ve aldım.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kitabı alma hikayem de bir o kadar ilginç aslında. Kitabı bir çok yerden sordum ve fiyatının her yerde aynı olduğunu öğrendim. Tam 22 ytl. Öğrenci olduysanız bu parayı bir kitaba vermenin zor olduğunu bilirsiniz. Ama benim gibi gereksiz bir vicdan sahibiyseniz korsan kitap da alamazsınız.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Neyse bir gün bir kitapçıdas bandrollü kitabı 5 ytl ye buldum. Basımında hatalar vardı ama baskı hatasıdır diye geçtim. Ama daha sonra kitabın korsan olduğunu öğrendim, okuyup aradan 2 ay geçtikten sonra. Sonuç; bandrole dahi güvenmeyin adamlar aynısını yapıyor :D&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Konuya dönelim; kitabın konusu nietzsche ve onun ümitsizliği. Onun aşık olduğu kadın salome ve bir doktor olan breuer. Ara sıra kitapta psikanalizin kurucusu olan sayın freud da geçiyor.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Breuer salomenin ricasıyla nietscheyi tedavi etmeye çalışıyor ama bunu yapabilmesi için de nietscheyi ikna etmesi gerekmektedir. Bu arada kendi hastalığının da farkında değildir. Bu iki adam kitap boyunca birbirinin psikolojik sorunlarını ve nietschenin o dayanılmaz başağrılaını iyileştirmeye çalışırlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Mutlaka okunulması gereken bir kitap ve benim daha sonra açmayı planladığım en iyi psikolojik roman listesindeki ilk sıranın sahibidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu arada bu irvin d. yalom daki d. nin ne olduğunu bilen var mı :D&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-4140240969487926303?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/4140240969487926303/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=4140240969487926303' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/4140240969487926303'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/4140240969487926303'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2008/10/nietzsche-agladgnda-ve-irvin-d-yalom.html' title='Nietzsche Ağladığında ve Irvin D. Yalom'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-5759240220320387593</id><published>2008-10-02T23:05:00.000-07:00</published><updated>2009-10-28T03:47:01.419-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Psikoloji'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='beyin'/><title type='text'>Beyne zarar veren 10 alışkanlık</title><content type='html'>Beyni tarif etmeye ve önemini anlatmaya gerek yoktur sanırım. O yüzden direk konuya giriyorum ve günlük yaşamda farkında olarak ya da olmayarak yaptığımız ve beynimize zarar verdiğimiz 10 alışkanlık:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;Kahvaltı Yapmamak: &lt;/strong&gt;Kahvaltı yapmayan insanlar daha düşük kan şekerine sahip olur ve bu da beynin çalışmaı için gereken besinlerin beyne daha az gitmesine ve sonuç olarak beyinin zarar görmesine sebb olur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;Aşırı tepki:&lt;/strong&gt; Beyin damarlarının zorlanmasına ve sonuç olarak da mental gücün zayıflamasına sebeb olur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;Sigara içmek:&lt;/strong&gt; Beynin büzüşmesi ya da çökmesine sebeb olur ki sonuç alzaymır(Alzheimer) a kadar ilerleyebilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;Yüksek Şeker Tüketimi:&lt;/strong&gt; Aşırı şeker tüketimi protein alımını engeller ve bu da dengesiz beslenmeyle birlikte bene zarar verir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;Hava Kirliliği:&lt;/strong&gt; Bu bir alıkanlık olmasa da beyne zarar veren önemli etkenlerden biridir. Çünkü vücutta oksijeni en çok kullanan organ beyindir ve oksijenin eksikliği en çok beynin çalışmasını engeller.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;Uyku bozukluğu:&lt;/strong&gt; Uyku beynin kendini dinlendirdiği bir dönemdir ve uyku da bozukluk düzensizlik beynin yeterince dinlenmemesine sebeb olur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;Uyurken kafayı tamamen kapatmak:&lt;/strong&gt; Uyurken kafanızı tamamen kapatmak karbondioksit miktarının artışına ve oksijen miktarının azalmasına dolayısıyla benyin çalışmasında bozukluğa sebeb olabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;Hastayken beyni çalıştırmak, yormak:&lt;/strong&gt; Hasta hasta beyni yoracak işlerde çalışmak beyin verimliliğini düşürür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;Düşünmemek: &lt;/strong&gt;Beyin düşünmek için vardır ve beyni açalıştırmanın en iyi yolu düşünmektir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;Az konuşmak:&lt;/strong&gt; Entellektüel konuşmalar beynin çalışmasını ve daha verimli olmasını sağlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu kadar. Umarım bu bilgiler işinize yarar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-5759240220320387593?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/5759240220320387593/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=5759240220320387593' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/5759240220320387593'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/5759240220320387593'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2008/10/beyne-zarar-veren-10-alskanlk.html' title='Beyne zarar veren 10 alışkanlık'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-3037737816157193447</id><published>2008-10-02T01:47:00.000-07:00</published><updated>2009-10-28T03:47:01.404-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='itiraflarım'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='insan ne ile yaşar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tolstoy'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitaplar'/><title type='text'>İnsan ne ile yaşar ve Tolstoy</title><content type='html'>Tolstoy bir çok kitap yazmıştır. Bunların içinde en ünlüsü şüphesiz &lt;strong&gt;Savaş ve Barış&lt;/strong&gt; romanıdır. Romanları o kadar ün salmış ki bence &lt;strong&gt;insan ne ile yaşar&lt;/strong&gt; gibi hikaye kitapları ve &lt;strong&gt;itiraflarım&lt;/strong&gt; gibi otobiyografik ve felsefi kitapları bunların gölgesinde kalmış ve gereken değeri kazanamamıştır. Oysa ki bu kitaplar insanların kafasında dolaşan bazı temel soruları kısa ve öz şekilde cevaplamıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İnsan ne ile yaşar kitabı işte böyle her insanın kafasını kurcalayan tanrı ile olan problemleri incelemiş ve insanın bir yaşama sebebinin olduğunu belirlemiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kitap 7 hikayeden oluşur. Ver bir hikaye insanın bu dünyada kendine sorması gereken ve cevabını alamazsa rahatlayamayacağı temel ruhsal problemleri inceler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Her insanın kitaplığında olması gereken ve çocuğuna mutlaka okutması gereken eserlerden biri.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-3037737816157193447?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/3037737816157193447/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=3037737816157193447' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/3037737816157193447'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/3037737816157193447'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2008/10/insan-ne-ile-yasar-ve-tolstoy.html' title='İnsan ne ile yaşar ve Tolstoy'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-9066487084019782767</id><published>2008-09-30T21:48:00.000-07:00</published><updated>2009-10-28T03:47:01.392-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kimlik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fight club'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dövüş kulübü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='idendity'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='secret window'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='high tension'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tüksek tansiyon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Genel'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gizli pencere'/><title type='text'>Bir çift kişilik vakası daha mı? Yüksek Tansiyon</title><content type='html'>Sinema dünyasında moda olmuş bu aralar. Hep işin kolayına kaçmaya başladılar. Sanırım senaryoyu yazarken sonunu düşünmeden başlıyorlar işe. Sonuna geldiklerinde tıkanıp, acaba nasıl bitirsek diye düşünüyorlar. Akıllarına daha önce çok tutulan bir film geliyor ve hemen bir şaşırtmaca uyfurup, olayı çift kişilikli bir sapığa bağlıyorlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu özelliğe uygun en son izlediğim film High Tension, yüksek tansiyon. Arkadaşın biri bu filmi öve öve bitiremedi. Ben de torrent den indirip seyrettim. Film boyunca içi boş bir şiddetten başşka bişe yok. İster istemez sonunu merak ettim nasıl bitecek diye. Sonunda tüm bu cinayetleri işleyenin başkarakterin olması bana oha dedirtti işin açığı. Aslında daha filmin ilk sahnesinde ipucu verilmiş, kız bir rüya görüyor ve kendisini kovaladığından bahsediyor.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İşin açığı bu çift kişilikli filmler artık baymaya başladı. Elbette eskiden güzel örnekleri vardı ama hepsinde de bir mantık hatası ya da bir boşluk vardı. Zaten olmaması imkansız, ama bunlardan farklı olarak içerikte verilmek istenen bir mesaj, bir felsefe vardı.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;The Idendity (Kimlik):&lt;/strong&gt; Sanırım bu türün ilk örneğiydi. En azından benim izlediklerim arasında ilkti. Burada kişilik sayısında iyice bir abartı var, sekizmiydi neydi. İzlediğim en iyi filmlerden biri olmasına rağmen halen aklımda soru işaretleri var. Yüksek tansiyondan farkı neydi peki? İçi boş saçma bir şiddet yoktu. Olaylar daha zekice ve komplike şejilde kurgulanmıştı. Tekdüze bir akıcılık yoktu.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;Fight Club (Dövüş Kulübü): &lt;/strong&gt;Bu türde en başarılı film bence ve sanırım herkesce. Zaten kült olmuş bir film.  Peki bu filmi başarılı kılan ve yüksek tansiyonda olmayan neydi? Felsefe. Filmin vermek istediği ve vermeyi başardığı mesaj vardı. Ben hayat felsefesini bu film üzerine kurmuş bir sürü insan tanıyorum. Üniversitede aldığı harçlıkları bir günde harcayıp geiye kalan 29 gün aç gezen arkadaşlarım vardı. ( Mesajlar herkes tarafından farklı algılanabilir :D).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;Secret Window (Gizli Pencere)&lt;/strong&gt;: Dört sene evvel ilediğim filmdi ve yine bu türün sevdiğim örneklerinden biriydi. Bu türe yönelik filmler aslına bakarsanız gizli pencere filmiyle sona ermeliydi. Bu konu çok tutuldu ve üzerine fazla gidildi.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Saydığım bu üç filmi arşivinizde yoksa bulmalı izlemediyseniz izlemelisiniz. Bu konudaki die filmleri de pek tanıyasın gelmiyor. Yüksek tansiyon filmini de alternatifiniz olduğu sürece tavsiye etmiyorum. Başka izleyecek film bulamadıysanız o zaman başka.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-9066487084019782767?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/9066487084019782767/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=9066487084019782767' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/9066487084019782767'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/9066487084019782767'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2008/09/bir-cift-kisilik-vakas-daha-m-yuksek.html' title='Bir çift kişilik vakası daha mı? Yüksek Tansiyon'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-3935156889418817857</id><published>2008-09-29T05:55:00.000-07:00</published><updated>2009-10-28T03:47:01.300-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Psikoloji'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='manik depresyon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bipoşar bozukluk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bipolar depresyon'/><title type='text'>Bipolar bozukluk, manik depresyon nedir?</title><content type='html'>Mental sağlık siteerinde sıkça karşılaştığım ama bugüne kadar merak edip de hiç okumadığım konulardan biriydi bipolar disorder, yani çift kutuplu bozukluk, türkçedeki kullanımıyla manic depresyon. Manic depresyon terimi her yerde karşıma çıkan bir terim, evde işte, pembe dizilerde... Bu terimleri öğrenmek bu güne nasipmiş anlaşılan.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;Manik depresyon: &lt;/strong&gt;Efendim bu bir psikolojik hastalık daha doğrusu ruhsal bir bozukluk. Bu hastalığa yakalanan kişilerde hastanın duygu durumu aniden yükselir, ya çok neşeli olur ya da tam aksine çok üzgün ve ümitsiz kalır. Daha sonra hasta eski durumuna geri döner. Bazen bu durumlara düştüğüm oluyor dolayısıyla kendime sordum; &lt;strong&gt;Ben manik depresif miyim?&lt;/strong&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Aklıma hemen belirtilerine bakmak geldi tabii. Yoksa yukarıda bahsi geçen konu herkesde olabilir dimi ya?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;Manik depresyonun ( Bipolar Bozukluk) belirtileri:&lt;/strong&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bipolar bozukluk mani ve depresyon nöbetleriyle seyreder,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;Manik nöbetin belirtileri:&lt;/strong&gt;&lt;br/&gt;&lt;ul&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li class="sonli"&gt;Sinirlilik&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li class="sonli"&gt;Aşırı öfke ya da neşe durumları&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li class="sonli"&gt;Her zamankinden farklı davranışların bulunduğu dönemler&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li class="sonli"&gt;Enerji ve aktivitenin artması, düşünce akışının ve konuşmanın hızlanması&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li class="sonli"&gt;Uyku ihtiyacının azalması&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li class="sonli"&gt;Hastanın kendi gücü ve yetenekleri hakkında gerçekci olmayan inanışlara kapılması&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li class="sonli"&gt;Cinsel ilginin  artması&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li class="sonli"&gt;Madde kötü kullanımı, özellikle kokain, alkol, ve uyku ilaçları kullanımı&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li class="sonli"&gt;Öfkelendiren ya da herşeye karışan baştan çıkarıcı davranış biçimleri&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;&lt;/ul&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;Depresyon nöbetinin belirtileri:&lt;/strong&gt;&lt;br/&gt;&lt;ul&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li class="sonli"&gt;Kendini devamlı üzgün, endişeli hissetme&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li class="sonli"&gt;Kötümserlik ve ümitsizlik duygusu&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li class="sonli"&gt;Suçluluk ve değersizlik hisleri&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li class="sonli"&gt;Günlük aktivitelere ilgi ve isteğin azalması&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li class="sonli"&gt;Konsantrasyon ve karar vermede güçlük, unutkanlık&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li class="sonli"&gt;Yerinde duramama, sinirlilik&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li class="sonli"&gt;Uyku bozukluğu&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li class="sonli"&gt;İştah ve kilo kaybı ya da kilo alımı&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li class="sonli"&gt;Bedensel bir hastalığa bağlı olmayan kronik ağrı ve geçmeyen bedensel şikayetler&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li class="sonli"&gt;Ölüm ve intihar düşünceleri, intihar girişimi&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;&lt;/ul&gt;&lt;br/&gt;Efendim bu hastalık dünyada her 50 kişiden birinde bulunuyormuş. Yani oldukça yaygın bir hastalık, dolayısıyla hastalığın belirtilerinin farkında olmak hayatınızı kolaylaştırabilir. Kendi sorunlarınızın tanısını yapabilirsiniz. Benim konuyu buraya yazmam tamamen ilhgi ve ihtiyaç meselesi. Bu hastalık tamamen tedavi edilebiliyormuş. Belirtilerden şüphelendiyseniz bir  psikologa görünmekte fayda var.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-3935156889418817857?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/3935156889418817857/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=3935156889418817857' title='14 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/3935156889418817857'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/3935156889418817857'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2008/09/bipolar-bozukluk-manik-depresyon-nedir.html' title='Bipolar bozukluk, manik depresyon nedir?'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>14</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-2900048939820326751</id><published>2008-09-28T23:21:00.000-07:00</published><updated>2009-10-28T03:47:01.285-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Psikoloji'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öfke kontrol'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öfke'/><title type='text'>Öfkenizi nasıl kontrol edersiniz?</title><content type='html'>Öfkemi nasıl kontrol ederim diye sordunuz, aklınıza geldi google den aradınız ve işte burdasınız. Doğru yoldasınız, bu yazıdan istediğinizi alamayabilirsiniz ama doğru yoldasınız. Psikolojik bir sorun varsa bu sorunun çözmenin ilk adımı onun var olduğunu kabul etmektir. Buraya geldiğinize göre kabullenmişsiniz demektir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Malum, çağımız depresyon çağı. Çoğu insan depresyonda olduklarını bile kabul etmez. Ama depresyondaki insanlardaki özelliklerden birisi de aşırı ve çabuk öfkelenmedir. Farkında bile olmazsınız bunun. Farkına vardığınız gün de zaten iyileşmek için ilk adımı atmışsınız demektir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;Peki ne yapmak lazım öfkeyi kontrol etmek için?&lt;/strong&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bana göre, öfkeyi yenmenin en önemli adımı öfkelendiğinizde öfkeli olduğunuzun farkına varabilmek ve ben ne yapıyorum sorusunu o an sorabilmektir. Gerisinin kendiliğinden geleceğinin kanaatindeyim. Ama yine de uzmanlar önerilerini sıralamışlar. İşte onlar:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İçinizdeki sizi provoke eden, sizi körükleyen ve öfkelenmenize sebeb olan düşüncelerden uzak durun. Sizi sinirlendirecek şeyleri düşünmekten bile kaçının.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Her zaman neşeli olmayı düşünün. Eğer aklınıza sizi öfkelendirecek bir düşünce gelirse derhal ondan uzzaklaşın ve sizi neşelendirecek şeyleri düşünmeye çalışın.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kendinize güvenin ve sınırlarınızı bilin. Karşılayamayacağınız beklentilerin altına girmeyin ama bir işi başaramazsanız bile kendinize güvenmeyi elden bırakmayın.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kaçınamadığınız ve sinirlendiğiniz durumlarda 1 den 10 a kadar içinizden saymayı deneyin.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Son olarak bu tür şeyler işe yaramıyorsa ve hala öfke kontrol sorunları çekiyorsanız bir psikologa görünmekte fayda var.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-2900048939820326751?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/2900048939820326751/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=2900048939820326751' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/2900048939820326751'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/2900048939820326751'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2008/09/ofkenizi-nasl-kontrol-edersiniz.html' title='Öfkenizi nasıl kontrol edersiniz?'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-7736324217753439243</id><published>2008-09-26T01:56:00.000-07:00</published><updated>2009-10-28T03:47:01.009-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='genç wertherin acıları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='geothe'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='balzac'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşk kitapları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşk romanları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitaplar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='beyaz geceler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tılsımlı deri'/><title type='text'>En güzel aşk kitapları</title><content type='html'>İşe felsefe açısından bakarsak yolumuz uzun. Çünkü güzel öznel bir kavramdır ve kişiden kişiye değişir. Dolayısıyla en güzel aşk kitapları tanımı hiç bir zaman gerçeği yansıtmayabilir. Bu başlıkla amacım insanların beğendikleri ve genel konusu aşk olan kitaplardan bir liste oluşturmak. Bu yüzden yazının altına beğendiğiniz kitabım ismini ve yazarını yazarsak, bu tür kitapları seven arkadaşlara iyilik etmiş oluruz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Benim listem aslında çok uzun değil ama aklımda kalan ve konusu aşk olan bir kaç kitap var.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;1. Beyaz Geceler- Dostoyevski&lt;/strong&gt;: Kitap rusyada geçen bir aşk hikayesini anlatır. Ve bence de karşılıksız aşkı anlatan en iyi kitaptır. Bir insan kendisinden çok aşkını nasıl düşünür bu kitapla öğrenebilirsiniz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;2. Genç Wertherin Acıları - Goethe:&lt;/strong&gt; Konusu genç bir adamın nişanlı bir adama karşı olan çaresiz aşkı. Bu kitapta yine karşılıksız sevmek ve aşk için ne yapılabieceği hakkında fikir sahibi oacaksınız.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;3. Tılsımlı Deri - Balzac:&lt;/strong&gt; Kitabın konusu tam olarak aşk değil ama final sahnesi tam bir aşk manzarası. Ve aklımda kalan kitaplardan biri aradan uzun zaman geçmesine rağmen.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Şimdi sıra sizde. Lütfen listenizi yorum olarak yazın ve kitapseverlere yeni kitaplar keşfetmeleri için fırsat verin! Teşekkürler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-7736324217753439243?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/7736324217753439243/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=7736324217753439243' title='29 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/7736324217753439243'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/7736324217753439243'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2008/09/en-guzel-ask-kitaplar.html' title='En güzel aşk kitapları'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>29</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-2192469426833232942</id><published>2008-09-25T10:02:00.000-07:00</published><updated>2009-10-28T03:47:01.000-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='balzac'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mehmet Rauf'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='vadideki zambak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='psikolojik roman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eylül'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ziya gökalp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Genel'/><title type='text'>Eylül, ilk Türk psikolojik romanı</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Eylül &lt;/strong&gt;Mehmet Rauf tarafından yazılmış ve Türkiyedeki ilk psikolojik roman diye geçiyor. Benim bu kitabı okuma sebebimdi aynı zamanda. Yani sırf psikolojik romanları sevdiğim için bu kitabı okudum ama benim şanssızlığım bu kitabı Dostoyevski gibi bu türün üstadlarını okuduktan sonra okumuş olmam. Dolayısıyla okuduğum kitapta insan ve psikoloji hakkında aklımda hiç birşey kalmadı.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Aklımda ne mi kaldı?  Fransız kültürü hayranlığını edebiyatına yansıtmış, Türk kültürü ve yaşam tarzına tamamen aykırı bir kitap. &lt;strong&gt;Ziya Gökalp&lt;/strong&gt;in bir önerisi vardı zamanında. Diyor ki biz bu dönemde fransızları değil de ingilizleri örnek alsaydık durumumuz çok farklı olurdu. Çünkü ingiliz toplumu ahlak, kapalılık ve namus erdem gibi konularda Türk toplumuna fransızlardan çok daha yakındır. Eğer edebyatta onları örnek alsaydık yaşam tarzı olarak bu kadar bozulma yaşamazdık. Blim ve teknikte de çok daha ilerde olurduk diyor.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Keşke bunu hangi kitabında olduğunu hatırlayabilsem ama malesef hatırlayamıyorum o yüzden merak ediyorsanız ziya gökalpin tüm kitaplarını okumak zorundasınız.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Konumuzla alakasına gelince, dediğim gibi konu türk kültürü, namus ve fransız usulü aşk. Bu kitabı okurken bir türk yazarı değil de balzac okuyormuş gibi hissettim kendimi. Konu oldukça bayat ve &lt;strong&gt;Balzac&lt;/strong&gt;ın &lt;strong&gt;Vadideki Zambağ&lt;/strong&gt;ına o kadar benziyordu ki, evli bir kadın ve o kadına aşık genç ve yakışıklı bir adam. Sonuç evlilik dışı ilişkiye özendiren ahlak dışı bir kitap. Sonu bile aynıydı. Ama tek farkı edebiyat yapmaktan yoksun yazarımız sonun bayat ve basit bir demagoji ile bitirmiş ve zaten ucuz olan ypıtı daha da ucuzlatmış.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu kitaba notum kesinlikle eksi ama türünün ilk örneği olması dolayısı ile çok da acımasız omamak gerekiyor. Sonuçta adam cesaret edip bir işi tamamlamış. Keşke cesareti bu adam kadar olan ortalama bir toplumumuz olsa, yazmaktan üretmekten korkmayan...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-2192469426833232942?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/2192469426833232942/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=2192469426833232942' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/2192469426833232942'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/2192469426833232942'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2008/09/eylul-ilk-turk-psikolojik-roman.html' title='Eylül, ilk Türk psikolojik romanı'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-5502285273771326002</id><published>2008-07-19T08:00:00.000-07:00</published><updated>2009-10-28T03:47:00.993-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Psikoloji'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='stres'/><title type='text'>İyi stres, kötü stres nedir?</title><content type='html'>Stres deyince her zaman zararlı yönlerini duyduğumuz için iyi stres deyimi size biraz tuhaf gelebilir. Ama şaşırmayın stresin de iyisi ve kötüsü var. Yüksek stres miktarı vücut ve beyin sağlığına büyük zararlar verebilirken, düşük miktarlardaki stres size faydalı olabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Stresin miktarını anlamak çok önemlidir. Hayatınızda hiç stres olmasa çok sıkıcı bir hayat sürebilirdiniz ve hayatı dolu dolu yaşamayabilirdiniz. Tam tersine hayatınızdaki herşey size stres yaratsaydı bu kez de hayat çekilmez olur ve sağlık sorunları ile yüzleşirdiniz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Stresli olduğunuz zamanları anlamak ve stresle başa çıkma yollarını bilmek hayatımıza büyük kolaylıklar getirebilir. Bazı kısa süreli stresler (okuldaki sunum, iş görüşmesi, sınavlar, maçlar...) size extra enerji vererek ve motive olmanızı sağlayarak size faydalı olur. Fakat uzun vadeli stresler ( iş, okul aile vs..) enerjinizi alabilir ve tam kapasite çalışmanıı engelleyebilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-5502285273771326002?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/5502285273771326002/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=5502285273771326002' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/5502285273771326002'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/5502285273771326002'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2008/07/iyi-stres-kotu-stres-nedir.html' title='İyi stres, kötü stres nedir?'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-3673741931619788664</id><published>2008-07-19T04:18:00.000-07:00</published><updated>2009-10-28T03:47:00.978-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='depresyon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Psikoloji'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='stres'/><title type='text'>Stress nedir, neden kaynaklanır?</title><content type='html'>Stress, en basit açıklamasıyla baskı anlamına gelir. Günlük yaşamda sıkça bahsedilen ve modern yaşamın korkulu rüyası olan stress budur. Daha geniş açıklama yapmak gerekirse; stres, vücudumuzun karşılaştığımız herhangi bir olaya verdiği tepkidir. Bu tepki sonucunda harekete geçer, olumlu ya da olumsuz bir davranışta bulunuruz. Bundan yola çıkarak stresin aslında çok faydalı bir durum olduğunu çıkarabiliriz. Ve bu çıkarım stresin normal seviye de kaldığı tüm durumlarda geçerlidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;Peki stres fazla olursa ne olur? &lt;/strong&gt;Eğer stress normal durumdaysa bu yapacağımız işlerde bize pozitif bir enerji sağlar. Ama normali aşarsa yaptığımız işlerde bize engel olur, elimiz ayağımıza dolanır bazen de ruhi hastalıklar geçiririz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;Normal seviye nedir?&lt;/strong&gt; Eğer stress işinize engel olmuyorsa normal seviyede demektir. Gönül rahatlığıyla iişlerinize devam edebilirsiniz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;Stresin sebepleri nelerdir?&lt;/strong&gt; Stres bir çok şeyden kaynaklanabilir; fiziksel ( Bir şeyden korkmak), duygusal( ailen yada herhangi bir şey için endişeye kapılmak). Stresin neden kaynaklandığını bulmak genellikle stresle başetmenin ilk kuralıdır. İşte çeşitli stres türleri:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;Yaşamsal Stres &lt;/strong&gt;&lt;em&gt;(Survival Stress&lt;/em&gt;&lt;strong&gt;): &lt;/strong&gt;Sizi fiziksel olarak incitebilecek birilerini ya da birşeyleri gördüğünüzde vücudunuz bu durumla daha kolay başa çıkmanızı  ya da ondan kaçmanızı sağlayacak bir enerji açığa çıkarır.&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;Buna yaşamsal stress denir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;İçsel (internal) Stres&lt;/strong&gt;: Kendinizi hiç sizi ilgilendirmeyen konularda yada hakkında hiçbir şey yapamayacağınız şeyler için endişelenir buldunuz mu? Bu içsel stresdir ve anlaşılması ve başa çıkılması gereken en önemli stres türüdür. Bu türde dış etmenler değil de insanların bizzat kendileri stres sebebidir.  bu genelde başa çıkamayacağımız durumlarla karşı karşıya kaldığımızda ortaya çıkar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;Çevresel Stres:&lt;/strong&gt; Bu çevremizde meydana gelen gürültü, kalabalık, iş ve çevreden gelen baskılardan kaynaklanır. Bu tür stresin farkında olmak ve başa çıkma yollarını öğrenmek azaltma da ve yok etmede çok önemlidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;Bitkinlik ve Fazla çalışma&lt;/strong&gt;: Bu tür stresin oluşması uzun zaman alır ve vücudunuz için çok ağır bir yük oluşturabilir. Bu evde işte ya da okulda çok fazla çalışmmaktan ve zamanı iyi kullanamamaktan kaynaklanabilir. Ya da dinlenmeye yeterince zaman ayırmamak bu tür stres için sebeptir. bu başa çıkılması en zor türlerden biridir çünkü insanlar bunun kontrolleri dışında olduğunu düşünürler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;Stres sizi nasıl etkiler&lt;/strong&gt;: Stres hem beyninizi hem de vücudunuzu etkileyebilir, ve sizde yorgunluk halsizlik ve konsantre bozukluğuna sebeb olabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Not: Bu yazıyı bilgilendirici ve genel kültür olarak kabul edin ve kaynak olarak algılamayın. Zira sadece kendi bilgilerimi geliştirmek adına yazdım. Daha sonra devamı gelecektir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-3673741931619788664?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/3673741931619788664/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=3673741931619788664' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/3673741931619788664'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/3673741931619788664'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2008/07/stress-nedir-neden-kaynaklanr.html' title='Stress nedir, neden kaynaklanır?'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-2836222680575426978</id><published>2008-07-09T07:47:00.000-07:00</published><updated>2009-10-28T03:47:00.953-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öğretim teknikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eğitim bilimleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kpss'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Genel'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='istasyon'/><title type='text'>Öğretim teknikleri, istasyon</title><content type='html'>Kpss 2008 de, eğitim bilimlerinde bir çok kişiyi şaşırtan sorulardan birisi de istasyon öğretim tekniğinin sorulduğu soruydu. Ben daha önce hiç karşılaşmadığım için yanlış yaptım. Çalışan insanlar ise sorunun ipucunun küçük bir detaya saklandığından olsa gerek yanlış yapmışlar. Neyse efenim, işte bahsettiğim soru:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;blockquote&gt;Öğrenci merkezli bir yöntemdir. Öğrencilerde iş birliği,&lt;br/&gt;yaratıcılık, &lt;em&gt;başlanmış bir işe katkı getirme ya da işi bitirme&lt;/em&gt;,&lt;br/&gt;katılımdan keyif alma, kurallara uyma, iletişim&lt;br/&gt;becerisi geliştirme, özel yetenekleri ortaya çıkarma ve&lt;br/&gt;üretme özelliklerini geliştirir. Çekingen öğrencilerin&lt;br/&gt;sürece aktif olarak katılmalarını sağlar.&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;Özellikleri sıralanan bu yöntem ya da teknik&lt;br/&gt;aşağıdakilerden hangisidir?&lt;/strong&gt;&lt;br/&gt;A) İstasyon&lt;br/&gt;B) Rol oynama&lt;br/&gt;C) Yaratıcı drama&lt;br/&gt;D) Kaynak kişiden yararlanma&lt;br/&gt;E) Görüş geliştirme&lt;/blockquote&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Eğik yazılmış kısım hariç tüm cümleler sanırım, tam emin değilim diğer şıkların ortak özelliklerinden. Öyle olmasa bile biraz zorlasak o kalıplara uydururuz :d. Ama sorunun anahtarı o cümle diye düşünüyorum. İşte sebebi, istasyonun tarifi:&lt;br/&gt;&lt;blockquote&gt;Bütün sınıfın her aşamada (her istasyonda) çalışarak bir önceki grubun yaptıklarına katkı sağlayarak bir basamak ileri götürmeyi, &lt;strong&gt;yarım kalan işi tamamlamayı öğreten bir yöntemdir&lt;/strong&gt;.&lt;/blockquote&gt; Sanırım şimdi sorunun cevabı daha basit.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Neyse madem başladık konunun diğer ayrıntılarına bir göz atalım. Efenim işte istasyon öğretme tekniğinin diğer özellikleri:&lt;br/&gt;&lt;ul&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;İstasyonlar öğrencilerin eş zamanlı olarak  çeşitli öğrenme aktivitelerini gerçekleştirebilecekleri merkezlerdir.&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Öğrenme istasyonları, sınıf tartışmalarını geliştiren yararlı bağımsız&lt;br/&gt;bir çalışma sağlar.&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Öğrenme istasyonu, öğrencilere yeni bir konu öğretmede en önemli&lt;br/&gt;öğretme stratejilerinden biridir&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;&lt;/ul&gt;&lt;br/&gt;Şimdilik benim için bu kadar yeter daha sonra gerek olursa konunun detaylarına girerim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-2836222680575426978?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/2836222680575426978/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=2836222680575426978' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/2836222680575426978'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/2836222680575426978'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2008/07/ogretim-teknikleri-istasyon.html' title='Öğretim teknikleri, istasyon'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-1830649437455916757</id><published>2008-07-09T06:35:00.000-07:00</published><updated>2009-10-28T03:47:00.834-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='olumsuz tat koşullanması'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Psikoloji'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kpss'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='garcia etkisi'/><title type='text'>Olumsuz tat koşullanması (Garcia Etkisi)</title><content type='html'>2008 KPSS sınavına girdiğimi daha önce söylemiştim. Ve sınavın oldukça kötü geçtiğini ve bunun genel bir durum olduğunu da söylemiştim. Ve kpss ile ilgili bir karar almış bulunuyorum. Sevdiğim bir şeyle, blogculuk, sevmediğim bir şeyi, kpss çalışma, birleştirip ikisini bir arada yapmaya karar verdim. Sanırım buna eğitim bilimlerinde de &lt;strong&gt;premack ilkesi&lt;/strong&gt; deniliyordu. Neyse bu bir sonraki konumuz olur şimdiki konumuz garcia etkisi.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Efendim Türkçe kaynaklarda bu konu yetersiz hatta yanlış anlatılmış. Bu yüzden sınava aşırı çalışan ve ezberleyen binlerce kişi kpss 2008 de çıkan şu soruyu yanlış yapmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;blockquote&gt;Akşama doğru midesi bulanan Esra, öğle yemeğindeki&lt;br/&gt;mayonezden zehirlendiğini düşünmüş ve bu olaydan&lt;br/&gt;sonra uzun süre mayonez yememiştir.&lt;br/&gt;Esra’nın uzun süre mayonez yememesi aşağıdakilerden&lt;br/&gt;hangisiyle açıklanabilir?&lt;br/&gt;A) İkinci derece koşullama (üst düzey)&lt;br/&gt;B) Batıl davranış&lt;br/&gt;C) Ayırt etme&lt;br/&gt;D) Koşulsuz tepki&lt;br/&gt;E) Olumsuz tat koşullaması (Garcia etkisi)&lt;/blockquote&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türkçe kaynaklarda şöyle açıklanır konu;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;blockquote&gt;Bir uyarana gösterilen tepkinin o uyaranla ilgisi olan diğer uyaranlara da gösterilmesi.  Ör. Ali’ yi seven Ayşe’nin Ali’nin memleketini de sevmesi.&lt;/blockquote&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu açıklamadan yola çıkan sevgili arkadaşlarım malesef e şıkkını düşünülecek en son şık olarak gördüler ve yanlış yaptılar. Benim gibi hiç bir konu bilmeyenlerse "tat" kelimesinden yola çıkarak olsa olsa bu olur dediler ve doğru yaptılar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Peki işin doğrusu ne. Doğrusunu bilmem ama bu sorunun cevabı yabancı kaynaklarda;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;strong&gt;Garcia Etkisi&lt;/strong&gt;; Bir organizmanın yediği ve yedikten sonra kötü hissettiği değişik tadı olan yiyecekten kaçınması. Olumsuz tat koşullanması (zehirlenme ya da etkilenme yiyeceği yedikten bir kaç saat sonra , hatta yiyecekten kaynaklanmamış olsa bile) yoluyla öğrenme tek bir denemeden sonra olur. &lt;/blockquote&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sorunun istediği tam da bu kaynağa uyuyor. Orijinal yazıyı &lt;a href="http://www.encyclopedia.com/doc/1O87-foodaversionlearning.html"&gt;buradan&lt;/a&gt; okuyabilirsiniz. Sorunun cevabı neyleşmiştir sanırım. En azından benim için öyle oldu. Bundan sonra kpss sınavına blog aracılığıyla çalışacam. Umarım işe yarar, sevgili günlük...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-1830649437455916757?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/1830649437455916757/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=1830649437455916757' title='22 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/1830649437455916757'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/1830649437455916757'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2008/07/olumsuz-tat-kosullanmas-garcia-etkisi.html' title='Olumsuz tat koşullanması (Garcia Etkisi)'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>22</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-3253607097682431444</id><published>2008-07-05T09:09:00.000-07:00</published><updated>2009-10-28T03:47:00.796-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Felsefe'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sevgili Günlük'/><title type='text'>Romeo Juliet'e gerçekten aşık mıydı?</title><content type='html'>Efenim, bildiğiniz yada bilmediğiniz üzere bu sene yaz okulu denen şeyle tanıştım. Dersin adı Learning and Teaching Drama gibi bişey. Yani tiyatroyla ilgili. Dersin adını bile tam bilmediğim için neden kaldığımı anlamışsınızdır. Neyse, bu hafta ilk dresimize girdik. Konu Romeo ve Juliet in o destansı aşk hikayesi.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Efenim, derste bu oyunu okuyup tartışıyoruz, vize ve final sınavları da bu konu üzerine yaılacak ikli makele olacağı içün, anladıklarımı buraya yazayım diyorum. Sizin de konu hakkında ilginç saptamalarınız varsa buraya yazmanızı reca edeceğim zira yazacağınız bir cümle belki de AA almamı sağlaryabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İlk dikkatimi çeken Romeo Rosaline diye bir kıza sırılsıklam aşıkken Julieti görünce bir anda onu unutuyor ve Juliete aşık oluyor. Hemen burda yazdığım &lt;a href="http://www.uyasar.com/yazilar/ask-uzerine/"&gt;aşk&lt;/a&gt; yazıları aklıma gelmedi değil. Henüz aşk kavramını çözemeyenlerdenim. Ama hiçbir aşkında bir anda bittiğini ne gördüm ne okudum.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Acaba diyorum yıllarca aldatıldık mı? Yoksa Romeo Rosaline gibi Juliet le demi oynuyordu. Yoksa o salaklığı yapıp intihar etmeseydi Julieti de unuturmuydu?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tam burada izlemediğim ama duyduğum Farklı bir Romeo Juliet oyunu aklıma geliyor. Romeo ve Juliet evlenseydi ne olurdu? Evlilik aşkı öldürür mü? Vs...&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Böyle bir oyun yazılmış ve yazar ikilinin kesinlikle mutlu olamayacağı kararına varmış. Oyunun adını hatırlamıyorum ama Romeo ve Julietle ilgili kaç farklı oyun vardır ki? Bizim burada oynarsa mutlaka izlerim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-3253607097682431444?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/3253607097682431444/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=3253607097682431444' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/3253607097682431444'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/3253607097682431444'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2008/07/romeo-juliet-gercekten-ask-myd.html' title='Romeo Juliet&amp;#39;e gerçekten aşık mıydı?'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-6101288889194913935</id><published>2008-06-07T03:07:00.000-07:00</published><updated>2009-10-28T03:47:00.735-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Felsefe'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Genel'/><title type='text'>Arkadaş kazanmanın ve insanları etkilemenin yolları!</title><content type='html'>Beni tanıyanlar bu başlık altında yazacak en son insanlardan biri olduğumu bilirler ama blogculuk bir yerde öğrenmek olduğu için bunu öğrenmenin bir parçası olarak kabul ederlerse beni daha iyi anlayabilirler. Neyse bu yazıyı aslında adamın biri kitap olarak yazmış ve başka bir adam da bu kitabı özetlemiş. İşte yazı:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;İnsanlarla iletişimin temel yöntemleri:&lt;/strong&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. Eleştirmeyin, ayıplamayın, şikayet etmeyin!&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. Dürüst ve samimi olun.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3. Diğer insanlarda istek oluşturun!&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;Kendinizi sevdirmenin 6 yolu:&lt;/strong&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. Diğer insanlarla gerçekten ilgilenin ve ilgilendiğinizi onlara gösterin!&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. Gülümseyin!&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3. İnsanlara ismiyle hitap edin, unutmayın ki bir insanın kendi ismi onlar için dünyadaki en tatlı sestir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4. İyi bir dinleyici olun, insanları kendilerinden bahsetmeleri için teşvik edin.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;5. Konuşurken karşıdaki insanın ilgilerini göz önünde bulundurun!&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;6. İnsanlara kendilerinin önemli olduğunu samimi bir şekilde hissettirin!&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;İnsanları kazanmak!&lt;/strong&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. Bir tartışmayı kazanmanın en iyi yolu tartışmaya girmemektir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. İnsanların görüşlerine önem verin, hiç bir zaman "Yanlış düşünüyorsun" demeyin.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3. Tartışmalarda arkadaşça bir tavır alın ve öyle devam edin!&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4. Düşüncelerinizi örneklendirin.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;5. Dürüst bir şekilde empati kurmaya çalışın onların gözünden olayları değerlendirmeye çalışın.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;6. Yanlış olduğunuz bir konuda itiraf etmekten çekinmeyin.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;7. İnsanların yeterince konuşmasına fırsat tanıyın.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bahsi geçen konuları 1936 yılında Dale Carnegie diye bir adam yazmış ve burada da özetlenmiş.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-6101288889194913935?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/6101288889194913935/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=6101288889194913935' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/6101288889194913935'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/6101288889194913935'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2008/06/arkadas-kazanmann-ve-insanlar.html' title='Arkadaş kazanmanın ve insanları etkilemenin yolları!'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-7629989378763487256</id><published>2008-06-05T21:46:00.000-07:00</published><updated>2009-10-28T03:47:00.722-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='depresyon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Psikoloji'/><title type='text'>Depresyon, sebepleri tedavisi</title><content type='html'>Bu depresyon üzerine gitmeye devam ediyorum. Bu araştırmalar sayesinde kendi yazımı yazacak kadar bilgi sahibi oldum. Depresyon; insanın kendini mutsuz ve cansız hissettiği, hiç bir şeyden tat almadığı ruhsal bir durum olarak anlatıldı. Aslında doğru da ama işin biraz da biyolojik tarafı var. İşte depresyonun sebebleri:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Depresyonun sebebleri&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;1. Dönüşü olmayan kayıplar&lt;/strong&gt;: Bu tabir, ölüm, boşanma gibi telafisi olmayan ya da imkansız gibi görünen sebebleri içeriyor.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;2. Açığa vurulmayan kızgınlıklar&lt;/strong&gt;: Depresyon içe dönük kızgınlık olarak da tarif edilebilir. Hiç kızmayan, sinirlenmeyen durum ne kadar kötü olursa olsun tepki vermeyen güzel insanların depresyona girme olasılığı daha büyüktür. İyi anlaşılır biri olmak başka şey, kızgınlığını gizlemek başka bişeydir. Kendini ifade etmeme durumu depresyona sebeb olabilir. &lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;3. Biyolojik sebebler&lt;/strong&gt;: Depresyonun biyolojik sebebleri de mevcut. Beyinde serotonin, dopamine gibi salgıların eksikliği depresyona sebeb olabilir. Bu salgılar beyinde ki sinir iletişiminden sorumludur ve eksikliği depresyona sebeb olabilir. &lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;4. Genetik Sebebler&lt;/strong&gt;: Genetik zayıflıklar deprsyona sebeb olabilir. &lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;5. Kadın olmak&lt;/strong&gt;: Kadınlar erkeklere göre daha çok depresyona girerler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;6.Stress&lt;/strong&gt;: Stres depresyona sebeb olan önemli etkenlerden biridir. &lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;7. Mükemmelcilik&lt;/strong&gt;: Her şeyin mükemmel olmasını isteyenler ve gerçekçi olmayan planlar yapanlar depresyona daha kolay yakalanırlar. &lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;8. Bağımlılık&lt;/strong&gt;, diğer hastalıklarla mücadele ediyor olmak depresyon olasılığını arttırır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Depresyonun Tedavisi&lt;/span&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Depresyonun en iyi tedavisi bence bir psikoloğa danışmaktır. Hoş ülkemizde kendisi psikolojik sorunları olan bir çok psikolog mevcut olsa da... (ben bir kaç tanesini tanıyorum.) Ama çok sık depresyona giren biriyseniz zırt pırt psikologa gitmek zor olacaktır. zaten çevrede fazla yok. O zaman kendi kendinizi tedavi etmenin vakti gelmiştir. &lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;1. Beslenme&lt;/strong&gt;: Diğer depresyon yazılarına bakarsanız bunu en sona atarlar liste de ama bence en önemlisi budur. Sebebler kısmında bahsi geçen beyinde salıgılanan serotonin, dopamine gibi maddeler bazı besinleri fazlaca tüketilerek kazanılabilir. Peki hangi besinlerde olur bu maddeler? Şaşıracaksınız ama oğul otu, elma... Ayrıca omega yağları, b6 b12 vitaminleri, folid asid, C vitamini, magnesium maddelerinin bulunduğu besinleri tüketmeniz depresyon döneminde beslenme açısından iyi olacaktır. &lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;2. Arkadaşlar, gezme-tozma&lt;/strong&gt;: Depresyon dönemlerinde yalnız kalma isteği doğaldır çünkü yaptığınız hiçbirşeyden zevk almaz, kimseyle konuşmak istemezsiniz. Ama bu dönemi atlatmanın en iyi yolu bunları yapmaktır çünkü arkadaşlarla olmak bişelerle meşgul olmak kafanızdaki sizi depresyona götüren sebepten uzaklaşmanızı ve rahatlamanızı sağlar. &lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;3. Spor: &lt;/strong&gt;Halk arasında dolaşan genel bir kural vardır; Beyin çalışırken vücut, vücut çalışırken beyin dinlenir. Bu spor yaptığımızda beynimizin dinlenmeye geçmesini sağlar ve ruhsal sorunlarımızdan uzaklaşmmamızı sağlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;4.Meditasyon:&lt;/strong&gt; Meditasyon da etki bakımından sporla aynı sonuçları getirir. Sizin bir şeye odaklanmanızı sağlayarak sorunlarınızdan uzaklaşmanızı sağlar. Peki hiç denedin mi diye sorarsanız; hayır, denemedim :D&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;5. Kendini ifade etmek:&lt;/strong&gt; Sebebler kısmında bahsettiğimiz gibi depresyonun sebeblerinden birisi kızgınlıklarını içine atmaktır. Bu sebebi yok etmenin yolu da kızgınlıkları vee duyguları göstermek olur doğal olarak.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ben mi? Benim için tedavi çok basit. Sadece kendimi tedavi ettiğime inandırıyorum. Örneğin, çikolatanın depresyonu azalttığına inandırdım kendimi bir ara vve çikolata yediğimde garip bir şekilde mutlu hissediyordum. :D&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-7629989378763487256?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/7629989378763487256/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=7629989378763487256' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/7629989378763487256'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/7629989378763487256'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2008/06/depresyon-sebepleri-tedavisi.html' title='Depresyon, sebepleri tedavisi'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-1558551671731467385</id><published>2008-04-27T19:53:00.000-07:00</published><updated>2009-10-28T03:47:00.703-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müzik'/><title type='text'>Nothing Else Matters, yanık versiyon!</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="355"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/hAhJIXS2lw8&amp;hl=en"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/hAhJIXS2lw8&amp;hl=en" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="355"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br/&gt;&lt;a href="http://www.eminimsi.com/2008/04/18/nothing-else-matters-yanik-version/"&gt;Eminimsi&lt;/a&gt; benden önce bulmuş:D&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-1558551671731467385?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/1558551671731467385/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=1558551671731467385' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/1558551671731467385'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/1558551671731467385'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2008/04/nothing-else-matters-yank-versiyon.html' title='Nothing Else Matters, yanık versiyon!'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-3840077094296621719</id><published>2008-04-22T09:12:00.000-07:00</published><updated>2009-10-28T03:47:00.696-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='depresyon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Psikoloji'/><title type='text'>Depresyon nedir?</title><content type='html'>İnsan ne ise günlüğünde onu yansıtır:D Yeni bir blog atasözü gibi oldu. Neyse ben bu aralar depresyonla birlikte anılmaya başladım. Annem bile arayıp"hayrola oğlum gene depresyondaymışın" diyor. Durum bu derece vahim:D  Yeterince de tecrübeli olduğum için bu konuda yazı yazmaya karar verdim. Ama gel gelelim yeterince çalışkan değilim. Yani gereğinden fazla tembelim. Bu yüzden yazıyı kendim yazmak yerine yazan birinden (ç)alıntılıyorum.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Depresyon duygusal, zihinsel, davranışsal ve bedensel bazı belirtilerle kendisini gösteren bir durumdur. En dikkat çekici belirtisi çökkün ruh hali ile ilgi ve zevk almada belirgin azalmadır. Depresyondaki kişi duygusal açıdan mutsuz, karamsar ve ümitsizdir. Eskiden en severek yaptığı işler bile artık zevk vermez olmuştur. Kişi kendini hüzünlü ve yalnız hisseder. Kendisine ve çevresine ilgisi azalır. Yoğun suçluluk duyguları olabilir. Herkese yük olduğunu düşünüp gereksiz yere sorumluluklarını yerine getirmediğini düşünür. Genellikle iç sıkıntısı, daralma, huzursuzluk ile birliktedir. Bazen kendisinin tüm duygularını yitirmiş gibi hissedebilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;            Depresyon zihinsel faaliyetlerimizi de engeller. En sık görülen belirtiler dikkatini toplayamama ve unutkanlıktır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;            Depresyonun davranışlardaki etkisi enerji azalmasına bağlı hareketlerde yavaşlama, aşırı halsizlik şeklinde olur. Basit günlük işler bile kişi için bir yük olmaya başlar. Sosyal ilişkilerden kaçınır, yalnız kalmayı tercih eder, sorunlarını ve sıkıntılarını paylaşmaz. Cinsel ilgi ve isteğinde de belirgin azalma olur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;            Bazı bedensel belirtilerde depresyonda ortaya çıkabilir. İştah da belirgin azalma kilo kaybı bazen tam tersi aşırı yeme eğilimi olabilir. Sık görülen belirtilerden biri de uykusuzluktur. Uykuya dalamama, uykunun sık sık bölünmesi veya sabah çok erken uyanma şeklinde sorunlar görülebilir. Bazı kişilerde aşırı uyuma eğilimi olabilir. Bu kişiler çok uyumalarına rağmen dinlenmiş olarak uyanmazlar. Baş, boyun sırt, eklem ağrıları, mide-bağırsak şikayetleri eşlik edebilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;            Tüm bu belirtiler en az iki hafta sürekli olarak devam eder. Kişinin mesleki, ailesel ve kendisi ile ilgili sorumluluklarını yapmasına engel olur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SÖZÜ EDİLEN BU BELİRTİLERİN HEPSİNİN AYNI KİŞİDE ORTAYA ÇIKMASI GEREKMEZ. Bazen depresyon bu belirtilerin bir kısmıyla kendisini gösterir. Ayrıca belirtiler hafif, orta, ağır şiddette olabilir ve belirtilerin şiddeti kişiden kişiye değişebilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; TEDAVİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kişiler çok farklı sebeplerden dolayı depresyona girebilirler. Bazen bu sorunlar bir yakının kaybı, ayrılık, iş kaybı, aile sorunları, maddi nedenlerden biri olabilir. Bazı durumlarda ise herhangi bir sebep olmaksızın kişi depresyona girer. Bu durumda kişi tam bir şaşkınlık halindedir. Herhangi bir sorunu olmaksızın niçin bu duruma düştüğüne bir anlam veremez. Bu durumlarda sorunun kaynağı diğer hastalıklarda olduğu gibi ( örneğin yüksek tansiyon, şeker gibi ) biyolojik sebeplerdir. Bazı kişilerde de ise ırsi olarak depresyon görülebilir. Yakın akrabalarında depresyon olan kişilerin depresyona girme oranı yapılan araştırmalarda daha yüksek bulunmuştur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sorun ne olursa olsun, depresyon ne şekilde ortaya çıkarsa çıksın  kişinin depresyondan kurtulamamasının sebebi tedavi olmamasıdır. EN UYGUN DEPRESYON TEDAVİSİ İLAÇ TEDAVİSİ VE PSİKOTERAPİNİN BİRLİKTE YÜRÜTÜLDÜĞÜ TEDAVİDİR. TOPLUMDAKİ YAYGIN İNANCIN AKSİNE DEPRESYON TEDAVİSİ İÇİN KULLANILAN İLAÇLAR KESİNLİKLE BAĞIMLIK YAPMAZLAR VE UYUŞTURUCU DEĞİLDİRLER.  Yan etkileri ise son derece azdır ve tehlikeli değildir. İstenildiğinde doktor önerisi ile rahatlıkla kesilebilirler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İlaç tedavisine ek olarak uygulanan psikoterapi tedavinin etkisini artırmaktadır. psikoterapi ile kişinin olumsuz düşünce ve davranış biçimlerinin değiştirilmesi ve hastalıkla mücadele etmesi için daha aktif olması amaçlanır.&lt;br/&gt;İşte bu da kaynak: http://psikiyatri.yyu.edu.tr/depresyonned.htm&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-3840077094296621719?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/3840077094296621719/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=3840077094296621719' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/3840077094296621719'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/3840077094296621719'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2008/04/depresyon-nedir.html' title='Depresyon nedir?'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-7163532920763382247</id><published>2008-04-15T21:22:00.000-07:00</published><updated>2009-10-28T03:47:00.689-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Genel'/><title type='text'>Dostoyevski’nin hayatını değiştiren olay</title><content type='html'>&lt;p class="entry-content"&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="snap_preview"&gt;&lt;a href="http://mefeka34.wordpress.com/2008/04/14/dostoyevski%e2%80%99nin-hayatini-degistiren-olay/" target="_blank"&gt;Mefeka&lt;/a&gt; Dünyaca ünlü Rus Yazar Dostoyevskinin hayatını değiştiren olay hakkında yazmış. Konu yaşama sevinci, umarım böyle olaylara gerek kalmadan hepimiz bu hayatı yeterince değerli görecek sevgiyi ve sevinci buluruz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dostoyevski’nin hayatını değiştiren olay neydi biliyor musunuz?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kendi idam sahnesi…&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çar’ın baskı döneminde, arkadaşlarıyla bir sohbet grubu kurmuştu. Yakalandı. 28 yaşında idam isteğiyle yargılandı. Mahkemenin sonucunu beklediği gece hücresinden alındı. Ölüm kararı yüzüne karşı okundu. Papaz günah çıkarttırdı. Gözleri kapalı olarak bir direğe bağlanıp, müfreze karşısına geçirildi.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;“Ateş” emrini beklerken gerçek karar bildirildi kendisine… Aslında mahkeme 8 yıl hapis vermiş, Çar bunu 4 yıla indirmişti; ama ona ders olsun diye böyle bir gösteri planlanmıştı. Böylece “ölüm”le tanıştı; oysa bu sefil oyunda asıl keşfettiği şey, “yaşam”dı. Stefan Zweig’a göre 4 yıl sonra yaralı parmaklarından zincirleri çıkardıkları zaman sağlığı bozulmuş, şöhreti  uçup gitmişti, ama kırık dökük bedeninden her zamankinden daha parlak fışkıran tek bir şey vardı:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yaşama sevinci…&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Durumu en iyi anlatan cümle Nietzsche’nindir:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;“&lt;em&gt;Hayatı kaybetmenin kıyısına yaklaşanlar, onu daha iyi tanırlar&lt;/em&gt;”.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-7163532920763382247?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/7163532920763382247/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=7163532920763382247' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/7163532920763382247'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/7163532920763382247'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2008/04/dostoyevskinin-hayatn-degistiren-olay.html' title='Dostoyevski’nin hayatını değiştiren olay'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-8490966267256069243</id><published>2008-03-28T00:02:00.000-07:00</published><updated>2009-10-28T03:47:00.209-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Psikoloji'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='psikopat'/><title type='text'>Psikopatlık testi, psikopat mısınız?</title><content type='html'>Kimse ben psikopatım demez ama arada bir de insan" acaba ben psikopat mıyım" demeden edemez. Aslına bakarsanız ben bunlardan biriyim bazen bu soruyu kendime sorarım. Ama cevabım genelde pek net olmazdı ta ki bu psikopatlık testini okuyuncaya kadar, artık eminim ben psikopat değilim.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İşte psikopatlık sorusu (bu hileli bir soru değildir, soruyu okuyun ve düşündüğünüz cevabı verin, düz mantık:D): Bir kadın kendi annesinin cenazesinde bir adam görür ve onun rüyalarının erkeği olduğuna karar verir, ona aşık olur. Ama ne onun numarasını alır ne de bir teşebbüste bulunur. &lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bir kaç gün sonra da bu kadın kendi kız kardeşini öldürür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sizce bu kadının kardeşini öldürme sebebi nedir. Doğru cevabı bilirseniz malesef siz piskopatsınız! Bu test amerikalı bir psikolog tarafından psikopat düşünceleri ölçmek için bizzat kullanılmıştır. Ve bir çok tutuklu piskopat bu soruyu doğru cevaplamıştır. Umarım çoğunuz yanlış cevaplarsınız!&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Cevap: O adamı cenazede görmeyi umuyormuş!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-8490966267256069243?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/8490966267256069243/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=8490966267256069243' title='81 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/8490966267256069243'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/8490966267256069243'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2008/03/psikopatlk-testi-psikopat-msnz.html' title='Psikopatlık testi, psikopat mısınız?'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>81</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-7202960785775076928</id><published>2008-02-10T23:42:00.000-08:00</published><updated>2009-10-28T03:47:00.097-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nietzsche'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitaplar'/><title type='text'>Böyle Buyurdu Zerdüşt / Alıntılar</title><content type='html'>Şu ağacı ellerimle sallamak istesem bumu yapamam; fakat bizim göremediğimiz rüzgar, onu sarsar ve istediği yere eğer. Biz en çok, görünmeyen eller tarafından eğilir ve yoğruluruz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yükseklere ve aydınlıklara çıkmak istediği oranda kökleri toprağa, aşağıya, karanlığa, derine ve kötülüğe dalar!&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kini ve kıskançlığı tanımayacak kadar büyük değilsiniz hiç olmazsa bunlardan utanmayacak kadar büyük olun.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ancak okla yay elde bulunduğu zaman susulup sakin oturulabilir.&lt;br/&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;Şimdiye kadar kazazedeleri, acıma duygunuz değil cesaretiniz kurtardı.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Düşmanınızla gurur duymalısınız o zaman düşmanınızın başarısı da sizin başarınız olur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hayata olan duygunuz, en yüksek umudunuza olan sevginiz olsun ve en yüksek ümidiniz, en yüksek hayat düşünceniz olsun.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Halkın olduğu yerde devlet anlaşılmaz bir şeydir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dünyada en iyi şeyler bile, kendilerini sergileyecek kimse bulamazlarsa hiçbir şeye yaramazlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ama büyük olan yaratıcıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sen sakin ve dürüst olduğun için dersin ki “bun küçük varlıklar suçsuzdur” fakat onların dar ruhları şöyle söyler “bütün büyük varlıklar suçsuzdur.”&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hiç olmazsa hayvan olsaydınız, fakat hayvan olmak için masum olmak gerekir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;“hiç olmazsa benim düşmanım ol” dostluk dilemeye cesaret edemeyen gerçek saygı, böyle der.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bir dosta sahip olmayı isteyen, onun uğrunda savaşı göze almalı ve savaş yapabilmek için düşman olabilmeli.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Köleysen dost olamazsın&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Uzaksak dost olamazsın&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kadında pek uzun zaman köle olarak yaşadı. Onun için kadın, dostluğu bilmez, o yalnız aşkı bilir. Kadını aşkında sevmediği her şeye karşı haksızlık ve körlük vardır. Kadının bilinçli aşkında bile ışığın yanında karanlık, yıldırım ve baskın vardır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ah, ey erkekler! Sizin ruh cimriliğiniz ve yoksunluğunuz ,dostunuza verebildiğiniz kaderini düşmanıma verebilirim ve bununla yoksullaşmam.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Değer yargısına sahip olamayan hiçbir ulus yaşayamaz; ancak yaşamak isterse komşusundaki mevcut yargılardan farklı yargılara sahip olması gerekir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Fakat kardeşim, eğer bir yıldız olmak istersen böyle yaptılar diye onları daha az aydınlatmamalısınız&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Seven kişi, yaratmak ister; çünkü küçümser. Sevdiğini küçümseyen, aşktan ne anlar?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sevgin ve yaratıcılığınla yalnızlığa git kardeşim. Çok sonra adalet, topallayarak seni takip edecektir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İyiler ve adiller bana ahlak yıkıcısı diyorlar. Benim öyküm ahlak dışıdır. Fakat siz, bir düşmanınız olduğunda onun kötülüklerine iyilikle cevap vermeyin; çünkü bu utandırır. Tersine size iyilik yaptığını ona kanıtlayın.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sonunda kardeşlerim, yalnızlara haksızlık yapmaktan çekinin. Bir yalnız bunu nasıl unutabilir ve nasıl karşılık verebilir? Yalnız adam bir derin göl gibidir. İçine bir taş atmak kolaydır; fakat taş dibine kadar çökerse, söyleyeyim kim onu çıkarabilir? Yalnızca hareket etmekten çekinin. Fakat bunu yaparsanız artık onu öldürün.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Her zaman öğrenci kalsak, bir hoca için iyi bir ödül değildir ve siz neden benim çelengimi didiklemek istemiyorsunuz?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-7202960785775076928?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/7202960785775076928/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=7202960785775076928' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/7202960785775076928'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/7202960785775076928'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2008/02/boyle-buyurdu-zerdust-alntlar.html' title='Böyle Buyurdu Zerdüşt / Alıntılar'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-2926373670466303318</id><published>2008-02-10T23:36:00.000-08:00</published><updated>2009-10-28T03:47:00.090-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nietzsche'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitaplar'/><title type='text'>Nietzsche Ağladığında, Irvin D. Yalom</title><content type='html'>Sahne, Psikanalizin doğumu arifesindeki 19.yüzyıl Viyana'sı. Entelektüel ortamlar. Hava soğuk.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Aktörler:&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;Nietzsche&lt;/strong&gt;: Henüz iki kitabı yayımlanmış, kimsenin tanımadığı bir filozof. Yalnızlığı seçmiş. Acılarıyla barışmış. İhaneti tatmış. Tek sahip olduğu şey, valizi ve kafasında tasarladığı kitaplar. Karısı, toplumsal görevleri ve vatanı yok. İnzivayı seviyor. Tanrıyı öldürmüş. 'Ümit kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü işkenceyi uzatır,' diyor. Daha sonra 'kendi alevlerinizde yanmaya hazır olmalısınız: Önce kül olmadan kendinizi nasıl yenileyebilirsiniz?' diyecek. Ümitsiz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;Breuer&lt;/strong&gt;: Efsanevi bir teşhis dehası. Ümitsizlerin kapısını çaldığı doktor. Psikanalizin ilk kurucularından. Kırkında, bütün Avrupalı sanatçı ve düşünürlerin doktoru olmayı başarmış. Güzel bir karısı ve beş çocuğu var. Zengin. Saygın. Hayatı boyunca 'ama' pozisyonunda yaşamış biri.&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;Freud&lt;/strong&gt;: Breuer'in arkadaşı. Henüz genç. Geleceği parlak. Şimdi yoksul.&lt;br/&gt;Salomé: Erkeklerin başını döndüren kadın. Çekici. Özgür. Evliliğe inanmıyor.&lt;br/&gt;Bazen aynı anda birçok erkekle beraber oluyor. Sanatçıları ve düşünürleri tercih ediyor. Kırbacı var.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;Konu&lt;/strong&gt;;Ümitsizlik.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Birgün, erkeklerin başını döndüren kadın, Salomé Nietzsche'den habersiz Breuer'e gelir. 'Avrupa'nın kültürel geleceği tehlikede, Nietzsche ümitsiz. Ona yardım edin,' der. Breuer Salomé'yi tekrar görebilmek umuduyla 'peki' der. Ve varoluşun kader, inanç, hakikat, huzur, mutluluk, acı, özgürlük, irade... ve neden, nasıl gibi en önemli duraklarından geçen bir yolculuk başlar...&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kendisiyle ve hayatla yüz yüze gelmekten çekinmeyenlere...&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Breuer avrupanın en iyi doktorlarından biridir. Muhteşem bir sezgisi vardır ve bu onun tanı konusunda diğer tüm meslektaşlarından ayrılmasını sağlar. Bir çok ünlünün doktoru olmuştur ve bu ün Nietzsche nin sevdiği kadın olan Lou Salomenin ona yardım için başvurmasını sağlar. Lou nun kendine has yürüyüşü, gülümsemesi ve felsefesi bir anda Breuer in daikkatini çeker ve o da bu rüzgara kapılıp yardım teklifine hayır demez. Ama hasta nietzsche dir, konu ümitsizliktir ve breuer Nietzsche nin haber olmadan Nietzsche nin bu ümitsizliğini tedavi etmek zorundadır. Ayrıca onun bitmek tükenmek bilmeyen baş ağrıları, mide bulantıları, kusmalar, hazımsızlık,görme kaybı gibi fiziki hastalıkları da bulunmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Lou Salome,Nietzsche'nin arkadaş çevresini kullanarak onu Breuer e fiziksel rahatsızlıklarından dolayı tedavi olması konusunda ikna eder. Nietzsche aşkının reddinden dolayı Salomeye karşı büyük kızgınlık duyduğundan dolayı bu işlerde salomenin parmağı olduğundan haberdar edilmez.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Breuer, nietzsche için bir tedavi planı hazırlamıştır. Öncelikle onun fiziki rahatsızlıklarını anlayacak daha sonrada onun ümitsizliğinin sebebini anlamaya çalışacaktır. Zira Nietzsche felefesi gereği sorunlarını başkaları ile paylaşmayı bir zayıflık olarak görmekte bu konuda pek katı bir tutum sergilemektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tedavi süreci başlar, Dr. Breuer, Nietzschenin migren ve buna bağlı bir çok hastalığı taşıdığını anlar ve buna bağlı tedaviyi uygulamaya başlar. Ama bu arada Nietzschenin ümitsizliği konusunda ondan tek kelime bile alamamışıtr. Nietzschenin üstün zekası onu her zaman mat etmiş , her yaptığı teşebbüs sonuçsuz kalmıştır. Hatta sonunda nietzsche tedaviyi bırakıp gitmeye karar verir. Burada Breuer son hamlesini yapar; Nietzsche'den kendi ümitsizliğine çare bulmasını ister. Karısı ile arası iyi değildir ve daha önce tedavi ettiği bir hastası aklından çıkmamaktadır. Sürekli onu düşünmesi evi ve çocukları ile ilgilenememesi hayatını iyice zorlaştırmıştır. Bunları Nietzscheye anlatır ve ondan bu duruma bir çare bulmasını ister. Böylece onunla daha çok zaman geçirecek, onun sorunlarına ortak olacak ve onun ümitsizliğini tedavi edecektir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Nietzsche Breuerin bu teklifini kabul eder. Bir kliniğe Eckart Müller  takma adıyla yerleşir. Burada Breuer onun migreni ile ilgilenirken o da görünüşte onun ümitsizliğini tedavi edecektir. Ama ikisi de birbirlerini kandırdıklarının farkında değildirler...&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sonuç; Breuer Nietzsche den gelen bir fikirle kendini hipnotize eder ve karısından ayrılıp uzaklara gitmenin, evi barkı terketmenin korkunçluğunu hayali olarak yaşar. Ve sahip olduklarının farkına varır. Nietzsche, içindeki tüm duyguları anlatır ve sonunda kitaba adını veren gözyaşlarını döker. Salomeye duyduğunun bir saplantıdan ibaret olduğunu anlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kitabı &lt;a href="http://www.netkitap.com/ayrinti2.asp?id=11321&amp;af=uyasar&amp;bn=1"&gt;Buradan&lt;/a&gt; Online satınalabilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-2926373670466303318?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/2926373670466303318/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=2926373670466303318' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/2926373670466303318'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/2926373670466303318'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2008/02/nietzsche-agladgnda-irvin-d-yalom.html' title='Nietzsche Ağladığında, Irvin D. Yalom'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-983895100440123161</id><published>2008-02-09T11:01:00.000-08:00</published><updated>2009-10-28T03:47:00.076-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Felsefe'/><title type='text'>Mevlana'nın vasiyeti</title><content type='html'>Mevlanayı bilmeyenimiz yoktur. Varlığıyla, bizim topraklarımızda yaşamış olmasıyla, yazdıklarıyla övünürüz. Ama ne yazık ki içimizde onun yazdığı kitapları okuyan çok azdır. Malesef ben de bunlardan biriyim. Ama küçük de olsa bir aşama kaydettim ve geçenlerde Mevlananın Mesnevisini satın aldım. Kitabın giriş bölümünü okudum ve ilk dikkatimi çeken yeri sizinle paylaşmak istedim:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;blockquote&gt;“Ben size, gizli ve aleni, Allah’dan korkmanızı,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;az yemenizi, az uyumanızı, az söylemenizi,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;günahlardan çekinmenizi,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;oruç tutmaya ve namaz kılmaya devam etmenizi,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;daima şehvetten kaçınmanızı,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;halkın eziyet ve cefasına dayanmanızı avam ve&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;sefihlerle düşüp kalkmaktan uzak bulunmanızı,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;kerem sahibi olan salih kimselerle&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;beraber olmanızı vasiyet ederim.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hayırlısı, insanlara faydası dokunandır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sözün hayırlısı da az ve öz olanıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hamd, yalnız tek olan Allah’a mahsustur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tevhid ehline selam olsun.”&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-983895100440123161?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/983895100440123161/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=983895100440123161' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/983895100440123161'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/983895100440123161'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2008/02/mevlana-vasiyeti.html' title='Mevlana&amp;#39;nın vasiyeti'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-7461411862103470533</id><published>2008-01-30T22:05:00.000-08:00</published><updated>2009-10-28T03:47:00.060-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Felsefe'/><title type='text'>Müzik dinlemek güzel, siz onu konrol ettiğiniz sürece!</title><content type='html'>Okul, sınav ve sonasında gelen tatil... Yaklaşık iki haftadır internete gireiyorum. Bu süre içinde sınavlar sonuçları açıklanı ve iki dersten kaldığımı öğrendim. bu yüzden bu ilk yazımın küfülerle dolu olması ve A.kesen adlı hoaya özellikle hakaretler olması pek anormal sayılmazdı. Ama tüm bunları aştım ve güzel bir şeyden , müzikten bahtmeye karar verim!&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Müzik herkes için ayrı bir anlma sahiptir, yani özneldir ama işlev bkımından müziğin etkisi bence herkeste aynıdır. Müzik biim iç dünyamızın yansımasıdır ve tamamlayıcısıdır aynı zamanda. Biz ne hissediyorsak dilediğimi müziğinde onu yansıtması bunu alatır. Biz üzünlüyken mutlu bir şarkı bize mululuk vermez yada tam tersi. (ingilizlerin vice versa dedikleri gibi:D)&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ve kendi ruh durumumuza göre dinlediğimiz müziği biz seçtiğimiz sürece herşey yolunda demektir ki byle durumlarda ruh halimiz ne olursa olsun müzi bizi mutlu eder. Çünkü.... (sebebini bilmiyorum)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ama benim tecrüblerim tam tersi önde oluyor bazen. Ben dinlediğim müzikleri seçiyorum ve sürekli onları dinliyorum. Bu dönem mutlu bir dönem oluyor. Ama öyle çok dinliyoum ki, daha sonra bu müzikler bnikontrol etmeye başlıyor. şarkılardaki duygular aynen ruhma işliyor. bu durumda mutlu olamıyorum. Ve bu durum tam da depresonun tarifine uyuyor. "normalde zevk alarak yaptığımız şeylerden zevk almama durumu".&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İnsan müzik dinleyerek depresyona girer mi?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;sonuç: bzı alışkanlıklrımı değiştirme karaı aldım. örneğin evin dışında mp3 playerı kullanmıyorum. Amacını sapıyor ama neyse.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-7461411862103470533?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/7461411862103470533/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=7461411862103470533' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/7461411862103470533'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/7461411862103470533'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2008/01/muzik-dinlemek-guzel-siz-onu-konrol.html' title='Müzik dinlemek güzel, siz onu konrol ettiğiniz sürece!'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-659140417278688616</id><published>2008-01-10T09:15:00.000-08:00</published><updated>2009-10-28T03:47:00.032-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Psikoloji'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Siyaset'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Felsefe'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Genel'/><title type='text'>Azla yetinmek! Çokla yetiniyor musunuz?</title><content type='html'>Aza kanaat etmek, çok için aç gözlü olmamak, başkasının malına kötü gözle bakmamak. Bunlar hep iyi erdemler olarak öğretildi. Ve aslında öylede. Bugüne kadar malesef bu tutumların bir hayrını görmedim. Çünkü biz azla yetindikçe bazıları çokla yetinmeyi bilmiyor ve olan bizim haklarımıza oluyor.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kınıyorum... Ve şu anda bu açgözlülere bildiğim tüm küfürleri ediyorum. Bu kadar zenginin paralarını alınların akıyla kazanmadıklarını hepimiz biliyoruz ve bunu anlayamıyoruz. Bu yüzden de bu azla yetinin palavralarını bu lanet insanların açgözlü düşüncelerinin ve insanları uyutma politikalarının ürünü olduğunu biliyoruz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ve şunu da söyleyeyim ki "para para para" diye bağıran napolyon örnek aldığım insandır. Şu lanet dünyada robin hood olamayacağımız malum ama o sizin çürümüş kokuşmuş nefeslerinizi yok etmek için napolyon olmak mümkün.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-659140417278688616?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/659140417278688616/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=659140417278688616' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/659140417278688616'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/659140417278688616'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2008/01/azla-yetinmek-cokla-yetiniyor-musunuz.html' title='Azla yetinmek! Çokla yetiniyor musunuz?'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-2337042626445463593</id><published>2008-01-10T02:54:00.000-08:00</published><updated>2009-10-28T03:47:00.024-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sagopa Kajmer'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müzik'/><title type='text'>Rap müzik sevmiyor musunuz? Sagopayı tanımıyorsunuz!</title><content type='html'>Her müzik türü gibi rap müzik konusunda da önyargılar yaygındır. Genellkikle sokak müziği olarak düşünülür. Aslında Sagopa dan önce öyleydi. bu adam rap müziğiyerin dibinden aldı göklere kadar yükseltti.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;a href="http://blog.wolkanca.com/sagopa-kajmer-ve-hayrani-olmamin-70-nedeni/" target="_blank"&gt;Wolkanca&lt;/a&gt; Sagopa hayranı olmak için tam 70 neden saymış. Ne yapsın ancak o kadarını syabilmisş:D&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bense tek bir video göstereceğim:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;object width="300" height="250"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/asxSF3TYWBo&amp;rel=1"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/asxSF3TYWBo&amp;rel=1" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="300" height="250"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;ol&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Ben hayatı oyuncak bile sandım ama yanıldım çünkü çocuktum yola çıkmış yeni yolcuydum (Hade Hade Hooy)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Forsa bedenim elime hediye her planda ortalıkta pirana duygular (Köle Gibi)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Dünya döndü durmaz oldu zordu ferini kesti Tanrı nokta koydu oydu adına köle denen (Köle Gibi)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Karda yalın ayakla gezinen onca körpenin ayaklarında bir yaraydı sanki rap karabiber duası (Köle Gibi)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Hayat bir damla suyla çölde serap görenin aşkı (Lingulistik)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Kalem elimde parça parça haykırır bu kağıda (Lingulistik)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Dünya malı uçan halı bin ve de düş bitecek ol emin kurduğun her düş (Al 1′de Burdan Yak)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Duvarlar Üzerime geldikçe kendime 10 parmaklı bir surat yaptım (Nedense)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Ben ne savaşlar verdim kendime bir Rabbim şahit sor ne zaman, vurdum kendimi en son katilim oldum her gece nedense (Nedense)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Ezeliyat değil reali rabbani mühim 3 sefil hicvardan yaprağa akar kardan yaşlar hava buz kirpiklerim don tutar (3 Sefil Şair)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Anakronik bi kronik rapte tek kalemle mühürü basan o adamın adı bu şakası olmayan bir sert kafiye a.k.a Sagopa key meydey meydey hey (İçimdeki Şeytanın Ensesindeyim)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Çaldı zil ve rap ceketini çayıra saldı bil bu şarkı herkesin hissedenler dinlesin (Kambur Kelimat)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Ey rapin oğlu gözlerinde yaş düellosu ve kötürüm oldu ince ruhlar ordusu, son arzusunda anlaşıldı ölümün korkusu (Kör Savaşçı)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Soyut bir yüz aynada aksederken yüzüme kimsin demeye dilim varamadı (Pesimist 2)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Bense kalbimin satırlarındaki şu cümle mültecileriyle boğuşur haldeyim (Pesimist 3)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Bir sabah ve birde akşam oku bu şiiri iki gözümde ön sözüm (Pesimist 3)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Kum kalemde dalga şehiti güneş doğar gözüm yanar (Pesimist 3)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Yıllatılmış senelerin nöbetçileri değil miyiz (Analiz)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Gardiyan da bendim, hakimin de kendisi ve hapse teslim edilen huzurun gırtlağını ben kestim, katil oldum şirretinden müebbetim hürriyete (Analiz)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Dudaklarımda bal yok, oysa tek dilekti mutluluk (Karikatür Komedya)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Sönen mumun emanetiydi gözüme sanki karanlık, dönen şu dünya sanki taş ve biz içinde çorbalık (Karikatür Komedya)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Katıksız iyiyi bulana dek mi sürecek tek devamlılık (Karikatür Komedya)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Esefle kınamadır rapim, fasih, dekolte konuşurum, yolumdur önüme konulan;yürürüm,görürüm,söverim,severim (Değişebilir Her An Adres)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Ben raperken orada donabilir iliklerin (Değişebilir Her An Adres)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Mis kokulu yalanların duş vakti geldi ama evde sular kesik (Değişebilir Her An Adres)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Düşman kelimesinin anlamını arkadaş sıfatını taşıyanlardan öğrendim (Maskeli Balo)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Birisi acıyı çekti, öteki acıyı servis etti (Uğurla Bahtiyarları)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Rayına koydum hayatımın tek vagonlu trenini, gitme gelme aleminde tek ve son seferdeyim (Uğurla Bahtiyarları)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Neyleyim ki güneşi bir günümde kördeyim (Minimalite)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Yaşarım iskeletler diyarında, bir et parçasıyım. varımı yoktan aldım (İskeletler Diyarında Bir Et Parçası)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Tasanın etrafında gezgin olmuş insanlar kısacık molalarda tanıdılar mutluluk denen kelimeyi (Bir Pesimistin Gözyaşları)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Kuvvete dayanamayan adalet aciz, adalete dayanamayan kuvvet zalimdir (Bir Pesimistin Gözyaşları)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Makam arabalarına yol ver geçsin, emri vaki olmuş her yolcu (Didaktik Kitaplar)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Emre dayalı yamalı jön hayatlar içerisinde itaatin emanetindeyiz biz, biz kimiz (Manzumu Mazlum Dinledi)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Tek kurşun bitirebilse gari bu hayatı bari bin kurşun atın da gönlüm doysun ahali (Üfle Güneşi Sönsün)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Son söze gerek yok, ilk sözün faili meçhul, kulların arifi rapi serdi önüne rehine kaldı cümlelerin, noktamı ben koydum, el senin yaz (Rap Gafil)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Ben tekilim,tekelim, tekeline tekme, tekerin olsa kaza sebebi, patlak, kaltak düştü bu yola tek yüzü çatlak (Rap Gafil)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Hayallerim yok oldu, koyduğum yerde yoktu hiçbiri tek yabancı bendim evde ve bir yalancı mumdu doğan güneş (24)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Sagopa yüz bela tadında komutan ve karavebada,tek safhada yoluna düz gider bu pesimist hardrhymer (Etki Tepki)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Duvarda çerçeveydi yaşanan anılar, bir tebessüm etse göz dolar, taşar sular ve ruhumu sel basar ve kalbimde bir küçük çocuk yaşar (Etki Tepki)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Çekilişsiz, kurasız hediyeyi sundum, al ve aç paketleri, içine sevgi koydum (Propertions)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;42 İstanbulumda solurum,Samsun toprağım, kanımda hiphopım,raple doğanım ben Sago Key (Yokluk İçinde Varlık Çeksem)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Hayat kızgın boğa ben kırmızı pelerin (Romantizma)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Gözlerimde bir filimsin, göz çukurlarımda uyuya kalmış bir bebeksin, bende ninninim, uyu (Bebeğim Öldü)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Suretim şarap misali eskidikçe değeri arttı (Vasiyet)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Rapimtraksın,sen reel değilsin (Vasiyet)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Benim kalemi bir kişi yıktı,kalemimi kırdı, sözlükte sevgiliydi anlamı (Leyli)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Soyadımın ilk iki harfi kişiliğim kadar öz (Rak Benadam)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Okyanuslar mürekkebim ağaçlarsa kalemim benim (Batıl Rhyme)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;İnecek var,durdurun Dünya’yı (Sagopa Yaşlı Planet)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Beni sevmek için programlanma,devrelerini yakarım (Kendime Sarılır Donarım)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Sagopa Key: Rapte iç karartan ilk buluş (Anektod)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Darmadağın armağanım kaos karmalarındayım karmakarışıklaşmaktayım (Pavlov’un Köpeği)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Tekmelerdim dağları kalbime yuvarlandı taşları (Pavlov’un Köpeği)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Varlık ruhu terkeder,gözün gözümden ayrılınca,bendeki aşk altın misali,ağırlığınca (Baytar)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Bu devranın binlerce sevgi müşterisinden biriyim (Baytar)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Dertle anlaş deva bul,üzüntü kalbi sömürür (Baytar)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Beynime kumanda takmış oynamaktalar,ama çakılmadım (Sansür Perdesi)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Küfür etmektense bırak Sago sayfa boş kalsın (Şikayetname)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Gülmek bir mükafattır, ağlayan gözlerin gördüğü (Kürdan Kollar)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Aşk bir mülteci, göçüp gider, bilmez değer (Kürdan Kollar)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Hayat denen ekmekten bir dilimdim ben de yendim (Dil Yaratmakta En Asil Silahlarını)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Kendine gelmek için hergün en az bir kere bir dizemi oku (Dil Yaratmakta En Asil Silahlarını)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Söküğüne yap yama yamyam budala (Trakonya)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Zulüm taşıyla kanatı verdi başımı felek kahpesi (Soğuk Küvet)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Gözler sözlerin sertliğiyle yaşa bulanıp ah çekti (Soğuk Küvet)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Sensiz geçen günlerin kazası yok be sevgili (Soğuk Küvet)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Hepinizin Sago bilgisi yetersiz vitaminlerimle bugünlere geldiniz (Pesimist 3)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Emre dayalı yamalı jön hayatlar içerisinde itaatin emanetindeyiz biz, biz kimiz (Manzumu Mazlum Dinledi)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;	&lt;li&gt;Yağmur sakladı gözyaşlarımı kopya kalplere damladı damlam (Kopya Kalpler)&lt;/li&gt;&lt;br/&gt;&lt;/ol&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-2337042626445463593?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/2337042626445463593/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=2337042626445463593' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/2337042626445463593'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/2337042626445463593'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2008/01/rap-muzik-sevmiyor-musunuz-sagopay.html' title='Rap müzik sevmiyor musunuz? Sagopayı tanımıyorsunuz!'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-1688884378065503766</id><published>2008-01-09T09:52:00.000-08:00</published><updated>2009-10-28T03:46:59.990-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Genel'/><title type='text'>Çocuk yapmak için ne gerekli :)</title><content type='html'>Bu siteye arama motorlarından binlerce ziyaretçi geldi ama bu cümleyi arayarak geleni ilk defa görüyorum ve görür görmez gülümsedim. Acaba bu sorunun anlamı ne? Bu kişi bu soruyla neyi kastetti? Cinsel cahillik mi yoksa ruhsal bir arayış mı? Birinci şıkkın doğru olmasından çok korkuyorum ülkemiz adına. İnsanlar artık sokaklarda bile çocuk yapmak için ne gerektiğini göstermeli olarak anlatırken, bunu internette arayan insana şaşırıyorum:D&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tabii nerden geldiğini merak eden bir çocuk da olabilir bunu arayan. Anneler babalar artık leylek yalanını unutun. Çocuklar yemiyor:D&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Diğer bir arama ise"çocuk yapma sanatı"... Bu o kadar da tuhaf değil ama sanırım &lt;a href="http://www.uyasar.com/yazilar/cocuk-yapmak-uzerine/"&gt;burdaki&lt;/a&gt; yazıya yönlendirilmiş! Bir diğer beni etkileyen arama ise "ümit yaşarın ölümü"...  Benim siteme böyle bir şeyin aranarak gelinmesi beni biraz ürküttü. Kendimi ölmüş olarak gördüm ve ürperdim. Ama aranan kişinin şair ümit yaşar olduğunu bilerek kendime teselli verdim. Ama bu ölümün soğuklupunu gidermeye yetmiyor maalesef!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-1688884378065503766?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/1688884378065503766/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=1688884378065503766' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/1688884378065503766'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/1688884378065503766'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2008/01/cocuk-yapmak-icin-ne-gerekli.html' title='Çocuk yapmak için ne gerekli :)'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-3360479293869118390</id><published>2008-01-08T20:50:00.000-08:00</published><updated>2009-10-28T03:46:59.982-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Felsefe'/><title type='text'>Dibe vurmak nedir!</title><content type='html'>Bu yaz dayımla yaptığımız felsefi tartışmalarda bazı filozoflar hakkında şunu söylemişti. "Onlar gerçekte hastalıklı insanlar, kitaplarında gerçekleri yazmaları beklenemez!" Bu sözler gerçekte benim en sevdiğim filozof için söylenmişti. Ve sıradışı oldukları, diğer insanlardan farklı oldukları doğruydu. Ve aslında sevilmesinin sebebi de bizzat buydu; farklı olması.&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ünlü dövüş kulübü filmini izlemeyen yoktur sanırım. Ordaki bayan için, ismini hatırlamıyorum, şöyle denilir;" en azından dibe vurmaya çalışıyor". Burdaki bayanın depresyonda olduğu ve dünyadaki yaşam, ölüm hiçbirşeyi umursamadığını biliyoruz. Öyleyse bu terimin anlamı nedir?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu terim bana göre depresyonda demektir. Tüm filozoflar depresiftir ve yazdıkları şeyler herkesinkinden daha doğrudur. Diyeceksiniz ki, hasta bir insan nasıl doğruları yazabilir, sağlıklı düşünebilir?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ben de size diyorum ki; saplıklı düşünmek en kötü olasılıkları bile hesaba katmaktır. İnsanın depresyondayken yaptığı budur ve dolayısı ile depresyondayken yazılan yorumlar daha sağlıklıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tabi bu başka kriterler eşliğinde daha da anlamlı olabilir! Bu kriterleri daha sonra konuşuruz, sınava gitmem lazım:D&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-3360479293869118390?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/3360479293869118390/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=3360479293869118390' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/3360479293869118390'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/3360479293869118390'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2008/01/dibe-vurmak-nedir.html' title='Dibe vurmak nedir!'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-7947257893102849015</id><published>2008-01-07T10:15:00.000-08:00</published><updated>2009-10-28T03:46:59.976-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='varlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ontoloji'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Felsefe'/><title type='text'>Varlık nedir? Varmıyız?</title><content type='html'>Bundan 5 sene evvel dersanede felsefe hocam bana bu soruyu sormuştu? Varlık nedir? O zamanlar matrix filmi modaydı ve herkes matrixin görsel efektlerine kafayı takmışken ben işin felsefe tarafını düşünüyordum ve hocanın sorduğu soruya cevabım şu oldu: " Varlık diye birşey yoktur, şu anda yaşadığımız herşey rüyadır ve birgün uyandığımızda bu rüya da bitecek. Var olan tekşey insanın ruhudur! Gördüklerimiz, duyduklarımız, hissettiklerimiz hepsi yalan, gerçek değil. Hepsi rüya!" Böyle bir cevabı duymak hocayı biraz şaşırtmış olmalı önmesiz birkaç soru sorduktan sonra k,başkasına döndü ve unuttu. Daha doğrusu ben öyle sanmıştım. Ta ki bir hafta sonra haberi babamdan duyana kadar!&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Evet, hoca babamla konuşmuş, benim psikolojim bozukmuş ve ilgilenilmem gerekiyormuş. Neyse ülkemizde felsefecilerin bile hali bu. Birisi farklı bişe söylediğinde onu hain ya da deli ilan etmek gelenektir. bu tür insanlara deli gözüyle bakılır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-7947257893102849015?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/7947257893102849015/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=7947257893102849015' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/7947257893102849015'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/7947257893102849015'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2008/01/varlk-nedir-varmyz.html' title='Varlık nedir? Varmıyız?'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-5155948131049452571</id><published>2008-01-05T08:42:00.000-08:00</published><updated>2009-10-28T03:46:59.962-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mutluluk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ümit'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Felsefe'/><title type='text'>Ümit mutluluk mu verir acı mı?</title><content type='html'>Böyle bir soru görmek sizin için nasıl bir duygu bilmiyorum ama umut iyi midir yoksa kötü müdür gibi bir anlam yaratabilir beyniniz de? Adım ümit ve geleneksel olarak da kültürümüz bize hep ümidin iyi bir şey olduğunu öğretti. Ama maalesef bu konu da adımla çelişmek zorundayım. Çünkü bence ümit iyi birşey değil ve asla mutluluk vermez.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu fikri nerden alıyorum? Atatürk'ün Ziya Gökalp hakkında bir sözü vardır; "Nasıl ki etimin ve kemiğimin babası Ali Rıza ise fikrimin de babası Ziya Gökalptir." diye, elbette benim de fikir babam demesemde etkilendiğim filozoflar var v ne yazıkki bu yıllardır kitaplarını severek okuduğum Tolstoy değil de hep önyargı ile yaklaştığım Nietzsche...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ne diyor Nietzsche ümit hakkında;&lt;br/&gt;&lt;blockquote&gt;Ümit mi? Ümit en son kötülüktür. Insanca, Pek Insanca adli kitabimda Pandora’nin kutusu açilip Zeus’un içinde sakladigi bütün kötülükler dünyaya saçildigi zaman, orada son bir kötülük kaldigindan kimsenin haberi olmamisti: Ümit. O zamandan beri insanlar yanlislikla kutuyu ve içindeki ümidi iyi sans diye yorumladi. Fakat Zeus’un arzusunun, insanlarin kendisini iskenceye teslim etmeleri oldugunu unuttuk. Ümit kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü iskenceyi uzatir.&lt;/blockquote&gt;&lt;br/&gt;Nietschenin tarzı bu her zaman sizin bilmediğiniz bir noktadan bakar ve yüzyıllardır süregelen tabuları bir anda yıkar. Konum Nietzsche değil ama konu da açılırsa aslında onun hakkında saatlerce konuşabilirim:D&lt;br/&gt;Neyse &lt;a href="http://www.uyasar.com/yazilar/mutluluk-ne-degildir/"&gt;mutluluk ne değildir&lt;/a&gt; listemize bir madde daha eklendi benim için! Siz hala kendi listenize başlamadınız mı? Buraya yorum yaparak başlayabilirsiniz!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-5155948131049452571?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/5155948131049452571/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=5155948131049452571' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/5155948131049452571'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/5155948131049452571'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2008/01/umit-mutluluk-mu-verir-ac-m.html' title='Ümit mutluluk mu verir acı mı?'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-7152953123255222026</id><published>2008-01-03T06:14:00.000-08:00</published><updated>2009-10-28T03:46:59.893-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='depresyon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Psikoloji'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Felsefe'/><title type='text'>Depresyon nedir? Depresyonda mıyım?</title><content type='html'>Google amcaya depresyon nedir diye sorduğumuzda karşımıza ilk sırada aşağıdaki dokuz belirtinin en az ikisinin bulunması halidir diye yazı çıkıyor. Bu dokuz belirti ise şunlar;&lt;br/&gt;1-Hemen her gün ve günün büyük bir kısmında gözlenen çökkün bir duygu-durum hali ( kendini mutsuz,ağlamaklı,kederli hissetme hali).&lt;br/&gt;2-Hemen her gün yaklaşık gün boyu süren tüm ya da çoğu etkinliğe karşı ilgi ve zevk almada azalma (daha önce keyif alınan işler,hobiler ve alışkanlıklardan artık hoşlanmama,mecburen yapma hali,(dünyayı verseler umurumda değil şeklinde bıkkınlık hisleri,bazı kişilerde cinsel isteksizlik ).&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3-Diyet uygulanılmamasına karşın önemli derecede kilo kaybı ya da alımı ( bir ay içinde vücut ağırlığının %5 'inden fazlasının artması ya da azalması) ya da hemen her gün iştahta artma yada azalmanın olması.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4-Hemen her gün uykusuzluk ya da aşırır uyku hali.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;5-Hemen her gün olağan beyinsel ve vücutsal işlevsellik,hareketlilik halinde azalma ya da huzursuzluk (oturmayı veya yatmayı yeğleme ya da sıkıntıdan yerinde duramama)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;6-Hemen her gün halsizlik ,yorgunluk hisleri,daha önceki günler kadar enerjik hissetmeme.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;7-Hemen her gün kendini değersiz hissetme,küçük görme,kendini beğenmeme,suçlu ya da günahkar hissetme hali.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;8-Hemen her gün düşünme ya da konsantrasyon yeteneğinde azalma olması (konuşulanlara,okunan şeylere,izlenilen tv programlarına dikkatini verememe, söylenilenlerin bir kulaktan girip diğerinden çıkması gibi) ya da kararsızlık hali.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;9-Tekrarlayan ölüm düşünceleri,intihar planları veya eylemlerinin varlığı.&lt;br/&gt;Bu dokuz maddeye baktığımızda bana uyan iki madde bulabildim bunlar 7. ve 8. maddeler. Konsantrasyon olayında son iki senedir yokum zaten, ve üst üste gelen başarısızlıklar benim kendimi değersiz hissetmeme sebeb oluyor. Ve bu tanıma göre ben depresyondayım maalesef.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Peki bu halin bendeki sonuçları neler; gece geç saatlere kadar uyuyamama, ödevlere konsantre olamama, iki haftadır bir ödeve başlayamadım, yaptığım hiçbirşeyden zevk alamama, sürekli bir hantallık hali...&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ama bir sorun var depresyonun süresi. Burda iki haftaya kadar süren depresyonlar major depresyon denir diyor ya fazlası... Ben kendimi bildim bileli böyleyim, yani depresif olarak mı doğdum! Depresyon benim kaderimde mi var. Bence bu tanımda bir eksiklik var...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-7152953123255222026?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/7152953123255222026/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=7152953123255222026' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/7152953123255222026'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/7152953123255222026'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2008/01/depresyon-nedir-depresyonda-mym.html' title='Depresyon nedir? Depresyonda mıyım?'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-1821859385696861439</id><published>2008-01-02T21:15:00.000-08:00</published><updated>2009-10-28T03:46:59.885-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mutluluk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Felsefe'/><title type='text'>Mutluluk benim için nedir?</title><content type='html'>Bir önceki yazıda mutluluğun benim için pek bir anlam ifade etmediğini yazmıştım ama dün beni mutlu eden iki şey keşfettim. Bunlar benim için mutluluğun tanımını yapmakta yardımcı olan şeyler.  Bunlardan birincisi yazdığım günlükleri okumak, ikincisi ise Zeki Müren dinlemek. Zeki Mürenin şarkıları genelde melankolik olmaına rağmen beni mutlu edebilmesi gerçekten ilginç. Bu çıkacak mutluluğun tanımı gerçekten ilginç bir şey olacak. Aslında bir önceki yazıda blog yazmaktan hoşlanmadığımı bunun beni mutlu etmediğini yazmışım ama bu aslında günlük yazmaktan çok farklı, günlükler genelde gizli olur ama blogları herkes okuyabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-1821859385696861439?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/1821859385696861439/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=1821859385696861439' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/1821859385696861439'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/1821859385696861439'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2008/01/mutluluk-benim-icin-nedir.html' title='Mutluluk benim için nedir?'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-8428393513041063060</id><published>2008-01-01T00:22:00.000-08:00</published><updated>2009-10-28T03:46:59.870-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mutluluk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Felsefe'/><title type='text'>Mutluluk ne değildir!</title><content type='html'>Mutluluk üzerine bir senaryo yazmaya karar verdiğimi belki hatırlarsınız. Ama sorun şu ki mutluluğum tam olarak ne olduğuna henüz karar vermedim. Bu sorunun doğru cevabı ise gerçekte benim için çok uzaklarda görünüyor. Bu yüzden mutluluğun benim için ne olduğunu değil de ne olmadığını bulmaya ve çıkan sonuçlara göre de mutluluğun tanımını yapmaya karar verdim.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;Mutluluk benim için ne değildir? &lt;/strong&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Mutluluk benim için yılbaşı demek değil. Bu günde eğlenen insanları gerçekten anlamakta zorlanıyorum. Yılbaşı benim için bu dünyada mutluluğa kavuşmak için zamanımın azaldığını htırlatmaktan başka bir şey değil.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Mutluluk benim için yalnızlık değil. Dün gece tüm arkadaşların tatilde olması dolayısıyla yalnız geçirecebilirdim, ve bu gece yalnız klmayı düşünmek beni gerçekten mutsuz etti. Bu yüzden şehir dışından bir arkadaşı davet ettim:D&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Mutluluk benim için içmek değil. Sarhoşluk bana göre değil.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Mutluluk benim için blog yazmak değil. Çünkü bunu gerçekten istemeyerek ama başka yapacak bir şeyim olmadığı zamanlarda yapıyorum.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Mutluluk benim için saatlerce internette pineklemek değil. Çünkü öyle olsaydı dünyanın en mutlu insanı ben olurdum.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Mutluluk benim için sınavlar yada ödevler değil, şu anda bir çok ödevim var ve hiçirisini yapmak istemiyorum.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Neyse şimdilik aklıma gelenler bunlar. Belki siz de sizin için mutluluğun ne olmadığını yazarak bana yardım edebilirsiniz!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-8428393513041063060?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/8428393513041063060/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=8428393513041063060' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/8428393513041063060'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/8428393513041063060'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2008/01/mutluluk-ne-degildir.html' title='Mutluluk ne değildir!'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-9051173377604950122</id><published>2007-12-25T09:36:00.000-08:00</published><updated>2009-10-28T03:46:59.863-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mutluluk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Felsefe'/><title type='text'>Mutluluk Üzerine</title><content type='html'>Geçenlerde arkadaşlarla gezerken sinemaya uğradık acaba gösterimde neler var diye bir bakalım dedik. Mahsun Kırmızıgülün yazdığı yönettiği ve oynadığı beyaz gelincik filmi varmış. Beş dakika geç kalmamıza rağmen filme girdik. Aslına bakarsak ben biraz da istemeden girdim çünkü bana göre bu film amatör bir filmdi ve Mahsun Kırmızıgülden de fazla bir beklentim yoktu.&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Herşeye rağmen film beklentilerimin üzerinde çıktı, Mahsun bey vermek istediği duyguyu başarıyla vermişti. Ne varki film boyunca yaşlı ölmek üzere olan insanları görmekten bunladım ve açıkçası filmden çıktığımda kendimi acayip mutsuz hissettim. İşte o an düşündüm, ben olsan nasıl bir film yapardım. Ve kesinlikle film bittikten sonra insanları mutlu edecek içinde sıcak bir duygu uyandıracak bir film yapardım diye düşündüm. Yaşımın çok genç olduğunu da hesaba katarak bunun altyapısını hazırlamaya karar verdim ve ilk adım blogumda mutluluk üzerine bir yazı yazmaktı.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Öncelikle mutluluğun anlamını bulmalıydım. Bunu kendime sordum ve verdiğim her cevap açıkçası bana saçma geldi. Ve diğer insanlara göre mutluluğun anlamını araştırmaya karar verdim. Henüz pek bişey buldum sayılmaz ama bu yazı bir seri olacağı için bir başlangıcının olması gerektiğine karar verdim ve bir kaç mutluluk üzerine güzel sözle yazıyı şimdilik bitireyim:D&lt;br/&gt;&lt;blockquote&gt;Bana bir mutluluk söyleyin ki, acı karşılığında elde edilmiş olmasın. MARGERET OLİPHANT&lt;/blockquote&gt;&lt;br/&gt;&lt;blockquote&gt;Herkes mutluluktan bahseder, ama pek az kimse bilir onu. MME.JEANNE&lt;/blockquote&gt;&lt;br/&gt;&lt;blockquote&gt;Mutluluk cennete duyduğumuz özlemin dünyadaki yansımasıdır.İnsanın paradoksal hayatının sıradan örneklerinden birisi..&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-9051173377604950122?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/9051173377604950122/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=9051173377604950122' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/9051173377604950122'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/9051173377604950122'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2007/12/mutluluk-uzerine.html' title='Mutluluk Üzerine'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-3905096323582923037</id><published>2007-10-01T05:25:00.000-07:00</published><updated>2009-10-28T03:46:59.846-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Psikoloji'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitaplar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Felsefe'/><title type='text'>Ümit ve Ümitsizlik!</title><content type='html'>Ümit ve ümitsizlik aslında üç yaşında bir çocuğunda bileceği gibi zıt kavramlar. Bu yüzden başlığı gördüğünüzde aklınıza gelen ilk kavramı anlayışla karşılıyorum. Ama ben bu yazıda ümit ve ümitsizliğin zıtlığını değil eşitliğini yazacağım... (Yok ya, delirmedim.)&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tanışmadığımız insanlar çoktur. Belki de bloguma ilk defa geliyor olabilirsiniz. Bu yüzden kendimi tanıtayım. Ben ümit ve ümitsizliğe eş tuttuğum o kavram benim. Evet, sanırım durum şimdi açıklığa kavuşmuştur. Ümit eşittir ümitsizlik, yani ben eşittir ümitsizlik.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu konuyu neden seçtim? Aslında ben seçmedim o beni seçti. Daha önceki bir yazımda ümitsizlik üzerine yazmıştım ve bu durum benim şu anda içinde bulunduğum ruh halinin yansımasıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Her kavrama olduğu gibi, içinde bulunduğum ümitsizlik kavramına da farklı bir açıdan bakmaya çalışıyorum daha doğrusu elimde olmadan bakıyorum. Bu açıdan belki de dünyada bakan ikinci insan benim. Birincisi kim derseniz, ki dersiniz, o Nietzsche dir. Benim ümitsizliğim sizin bildiğiniz anamdaki ümitsizliğe hiç mi hiç benzemez. Benim ümitsizliğim Nietzschenin mitsizliğidir. Yolun ne kadar karanlık olduğunu bilsem de, sonunun olmadığını bilsemde sırf o karanlığı tatmak için yola devam ederim. Benim ümitsizliğim belki başkalarının ümidi olur onlara fayda sağlar. Aslında bu anlamıyla nietzschenin ümitsizliğine ters düşer. O ümidi insanlara verilmiş en acımasız hediye olarak görmüştür. Ve haklıdır da. Geothe, devir az ümit çok kazanç zamanıdır der. Bense bunu biraz daha ileri götürerek diyorum ki devir ümitsizlik ve kazanç zamanıdır. Çünkü insan gerçeği yani kendini bekleyen acı sonu bilirse elindekilerin değerini daha çok anlar ve bu anlamda belki mutlu olur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu yazıyı neden yazdım. Daha önceki yazımda beni ümitsizliğimden ancak bir yalancının kurtarabileceğini yazmıştım. Bugün okuduğum bir kitap( dokuzuncu hariciye koğuşu) Beni bir kez daha kendime getirdi. Aslında beni mutlu edecek şey başkalarının kurduğu yalanlar değil. Çünkü kitabı okurken bir an için aradığım yalancının peyami safa olduğunu düşünmeye başlamıştım. Buna sebeb kitabın başlarında inanılmaz bir poliyannacılık olmasıydı. Ama kitabın sonuna geldiğimde acı gerçek tekrar beni yakaladı ve aslında düşündüğüm şeylerin benim kuruntum değil bizzat gerçekler olduğunu anladım. Benim ümitsizliğim tam bir gerçekti ve beni kurtaracak olanın da ta kendisiydi.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu andan itibaren ümitsizliğimle barışık bir hayat yaşıyorum ve dünyanın dahada kötüye gideceğinden eminim. Yapacağım tekşey ise elimde olan imkanları değerlendirmek olacaktır. Lütfen bunu o saçma poliyanacılıkla karşılaştırmayın bile. Hepinize kötü geleceğinizle mutlu bir hayat diliyorum!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-3905096323582923037?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/3905096323582923037/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=3905096323582923037' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/3905096323582923037'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/3905096323582923037'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2007/10/umit-ve-umitsizlik.html' title='Ümit ve Ümitsizlik!'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-4807807238318596513</id><published>2007-09-12T00:49:00.000-07:00</published><updated>2009-11-17T11:34:01.536-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Felsefe'/><title type='text'>Çocuk Yapmak Üzerine</title><content type='html'>Çocuk yapmak konusunda milletimizin görüş açısı çok geniştir. Çocuk yapmaya çok değişik yönlerden bakma yeteneğine sahibiz. En çok revaçta olan görüş ise çocuk yapmaya sanat olarak bakan anlayıştır. Bu anlayış sanatın yapana dinleyene, seyredene ve izleyene zevk veren bir uğraş olmasıdır. Bu anlayışa göre bu sanatı icra etmek için bir adet penis ve bir adet vajina yeterlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer bir önemli görüş ise çocuk yapmaya tarım olarak bakan anlayıştır. Bunu özellikle doğu ve kırsal bölgelerimizde görüyoruz. İnsanlar inek yerine koyulan üç beş kadın ve öküz işlevi yapan bir erkekle çocuk tarımı yapmakta gerektiğinde onların gücünden, etinden faydalanmakta, dişi olanları ise çok genç yaşta satarak gelir elde etmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir başka bakış açısı ise çocuk yapmaya politika açısından bakar. Ne kadar çocuk o kadar nüfus o kadar oy ve bir köy, bir şehir hatta bir ülke. Yine doğudaki kardeşlerimiz bunu köy kurarak ( sadece kendi çocuklarından ve karılarından oluşan), olabildiğince çocuk yapıp şehirlere yollayarak oraları işgal ettiğini düşünerek, ya da Irakta olduğu gibi çoğunluğu ele geçirmek için fırsat görerek bu anlayışa hizmet etmektedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de modern görüş var; çocukları için yapmayacakları şey yoktur. Onların en iyi eğitimi almasını, en güzel giysileri giymesini, en güzel yemekleri yemesini ister. Gerçekte sadece çocukları düşünür gibi görünürler. Ama aslında yapmak istedikleri kendileri gibi başarılı, iyi yetişmiş, başkalarına saygılı, anlı şanlı,(?) tıpkı anneleri ya da babaları gibi bir çocuk…. Bu yüzden de kararlar hep onlar yerine verilir, seçimler yapılır, çocuk ise sadece uygular… Sonuç iş hayatında evlilik hayatında sadece kendileri adına yapılan seçimlerden dolayı yaşanan hayal kırıklıkları mutsuzluklar…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki gerçekte çocuk yapma ve yetiştirme nedir nasıl olmalıdır? Çocuk yapmak ve yetiştirmek tanrı ile ortak yapılan bir sanattır. İnsan üzerine düşeni kusursuz yaparsa Tanrı da üzerine düşeni yapar ve ortaya bir sanat eseri çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir sanatı ortaya çıkarmak için öncelikle ona hazır olmak gerekir. Bir şair şiiri birden bire yazmaz, bir yaprak üzerindeki çiğ tanesinin düşmesi için damlanın büyümesi çoğalması gerektiği gibi şairin de bir konuda hissettiği şeyler birikir olgunlaşır ve şiire dönüşür. Tıpkı bunun gibi bir anne ya da baba önce ruhunu çocuk yapmaya hazırlamalıdır. Çocuğu önce ruhunda şekillendirmelidir. Ruhunda büyütmeli, yetiştirmeli daha sonra fiziki çalışmalara başlamalıdır. Meydana getireceğiniz şey sizden daha büyük ve ulu olmalıdır. Anne ve babadan daha üstün bir çocuk dünyaya gelmeyecekse, doğacak çocuk sizden daha üstün olmayacaksa, ruh ve ahlak olarak bir derece kat etmeyecekse, en önemlisi de mutlu olmayacaksa çocuk yapmanın bir anlamı yok diye düşünüyorum!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-4807807238318596513?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/4807807238318596513/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=4807807238318596513' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/4807807238318596513'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/4807807238318596513'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2007/09/cocuk-yapmak-uzerine.html' title='Çocuk Yapmak Üzerine'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8132405660549761014.post-5611707959149685627</id><published>2007-09-10T22:09:00.000-07:00</published><updated>2009-10-28T03:46:59.783-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Felsefe'/><title type='text'>Evlilik Üzerine</title><content type='html'>&lt;a href="http://uylog.com/uyasar/wp-content/uploads/2007/09/thumb_icons_avatar_1169.jpg" title="thumb_icons_avatar_1169.jpg"&gt;&lt;img border="0" align="left" src="http://uylog.com/uyasar/wp-content/uploads/2007/09/thumb_icons_avatar_1169.jpg" alt="thumb_icons_avatar_1169.jpg" title="thumb_icons_avatar_1169.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Ben evli değilim ve durum onu gösteriyor ki evlilik bana çok uzak. Bu yüzden evlilik üzerine yazacağım herşey bir önyargıdan öteye gidemez. Ama bu önyargılar her zaman yanlış anlamına da gelmez. Bu yüzden yazıyorum:)&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Öncelikle evlilik aşk ilişkisinden başlamalı, evlilik aşkı öldürür mü diye bir soru gayet makul bence. Cevab evet, evlilik aşkı öldürür. Aşk her durumda ölmeye mahkumdur, evlilik olsa da olmasa da. Dolayısıyla insanın illa aşık olduğu kişiyle evlenecek diye bir diretme çok yanlış olacaktır. Bunu zaten İbni Sina yüzyıllar öncesinden görmüş ve açıklamıştır; aşık olanı aştan kurtarmak için onu aşık olduğu kişiyle evlendirmeli. O da aşkın hastalık olduğunu savunanlardan... Diyebilirsiniz ki burda bir çelişki var; hem evlilik aşkı öldürür, hemde aşıkların evlenmesi gerekir. Haklısınız ama bu durum aşkın sevgiye dönüşebileceği durumlar için geçerlidir. Dolayısıyla diğer öncelikler devreye girer.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Peki nedir bu öncelikler?&lt;br/&gt;Bence en önemli öncelik kültürdür. İki tarafında aynı kültür ve inanç içinde yetişmiş olması evlilikte aranması gereken ilk özelliktir. Özellikle de başka inançtan yani dinden birisi ile evlenmek... Her iki tarafta karşıdakinin hayatı boyunca cehenneme gideceğini yada bir hiç için yaşadığını düşünecek ya ona acıyacak yada için için aptal diyecek. Bu benim için çekilmez bişe olurdu. Ya da kültür açısından bakarsak birinin normal karşıladığı bir şeyi diğeri saçma ya da gülünç karşılıyor. Örneğin, yemekte osurmak almanlar için normalken bizde iğrenç ötesi birşeydir. ( sadece basit bir örnek:)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İkinci öncelik eğitimdir. İki tarafında aynı düzeyde eğitim görmüş olması gerekir. Benim açımdan bakarsak, bir espri yaptığımda eşim beni rahatlıkla anlamalı yada tam tersi o jargon konuştuğunda ben onu anlayabilmeliyim. İş ve günlük yaşamda birbirimize yardımcı olabilmeliyiz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Üçüncü ve en önemli kriter ise kişisel kiriterlerdir. Taraflar hem birbirlerini tamamlamalı hem de ortak özellikleri barındırmalıdır. Benim açımdan bakarsak; Çok canlı ve enerjik olmalıdır ( ben değilim), sürekli gülümsemeli ve etrafına enerji yaymalıdır( benim suratım çoğu zaman asıktır),kendine güveni olmalıdır(ben kendime hiç güvenemem)... Bunlar tamamlayıcı özellikler, bir de ortak özellikler var; kitapları felsefeyi sevebilmeli, espri yapabilmeli... ( bunlar bende olan özellikler.) Bir de fiziksel özellikler var; Örneğin benimki yeşil gözlü olmalı, hafif sarışın, en fazla 175 cm boyunda olmalı ve gamzesi olmalı:)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Aslında sevgiyi hariç tuttuğumuzda tüm bunlar anlamsız görünüyor değil mi:) Haklısınız kanımca. En önemlisi de bu gibi görünüyor. Sevgi olmadan olmaz. Ama bunu aşktan ayırmak gerekiyor. Kendinden geçer bir şekilde sevmek, mantıksızdır. Çünkü o eninde sonunda bitecektir ve bu saydığımız özellikler de yoksa evlilik bir işkenceye dönecektir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8132405660549761014-5611707959149685627?l=tr.mentlog.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr.mentlog.com/feeds/5611707959149685627/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8132405660549761014&amp;postID=5611707959149685627' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/5611707959149685627'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8132405660549761014/posts/default/5611707959149685627'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr.mentlog.com/2007/09/evlilik-uzerine.html' title='Evlilik Üzerine'/><author><name>Serdar Ümit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06151278354212918594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
