Böyle Buyurdu Zerdüşt / Alıntılar

Şu ağacı ellerimle sallamak istesem bumu yapamam; fakat bizim göremediğimiz rüzgar, onu sarsar ve istediği yere eğer. Biz en çok, görünmeyen eller tarafından eğilir ve yoğruluruz.

Yükseklere ve aydınlıklara çıkmak istediği oranda kökleri toprağa, aşağıya, karanlığa, derine ve kötülüğe dalar!

Kini ve kıskançlığı tanımayacak kadar büyük değilsiniz hiç olmazsa bunlardan utanmayacak kadar büyük olun.

Ancak okla yay elde bulunduğu zaman susulup sakin oturulabilir.

Şimdiye kadar kazazedeleri, acıma duygunuz değil cesaretiniz kurtardı.

Düşmanınızla gurur duymalısınız o zaman düşmanınızın başarısı da sizin başarınız olur.

Hayata olan duygunuz, en yüksek umudunuza olan sevginiz olsun ve en yüksek ümidiniz, en yüksek hayat düşünceniz olsun.

Halkın olduğu yerde devlet anlaşılmaz bir şeydir.

Dünyada en iyi şeyler bile, kendilerini sergileyecek kimse bulamazlarsa hiçbir şeye yaramazlar.

Ama büyük olan yaratıcıdır.

Sen sakin ve dürüst olduğun için dersin ki “bun küçük varlıklar suçsuzdur” fakat onların dar ruhları şöyle söyler “bütün büyük varlıklar suçsuzdur.”

Hiç olmazsa hayvan olsaydınız, fakat hayvan olmak için masum olmak gerekir.

“hiç olmazsa benim düşmanım ol” dostluk dilemeye cesaret edemeyen gerçek saygı, böyle der.

Bir dosta sahip olmayı isteyen, onun uğrunda savaşı göze almalı ve savaş yapabilmek için düşman olabilmeli.

Köleysen dost olamazsın

Uzaksak dost olamazsın

Kadında pek uzun zaman köle olarak yaşadı. Onun için kadın, dostluğu bilmez, o yalnız aşkı bilir. Kadını aşkında sevmediği her şeye karşı haksızlık ve körlük vardır. Kadının bilinçli aşkında bile ışığın yanında karanlık, yıldırım ve baskın vardır.

Ah, ey erkekler! Sizin ruh cimriliğiniz ve yoksunluğunuz ,dostunuza verebildiğiniz kaderini düşmanıma verebilirim ve bununla yoksullaşmam.

Değer yargısına sahip olamayan hiçbir ulus yaşayamaz; ancak yaşamak isterse komşusundaki mevcut yargılardan farklı yargılara sahip olması gerekir.

Fakat kardeşim, eğer bir yıldız olmak istersen böyle yaptılar diye onları daha az aydınlatmamalısınız

Seven kişi, yaratmak ister; çünkü küçümser. Sevdiğini küçümseyen, aşktan ne anlar?

Sevgin ve yaratıcılığınla yalnızlığa git kardeşim. Çok sonra adalet, topallayarak seni takip edecektir.

İyiler ve adiller bana ahlak yıkıcısı diyorlar. Benim öyküm ahlak dışıdır. Fakat siz, bir düşmanınız olduğunda onun kötülüklerine iyilikle cevap vermeyin; çünkü bu utandırır. Tersine size iyilik yaptığını ona kanıtlayın.

Sonunda kardeşlerim, yalnızlara haksızlık yapmaktan çekinin. Bir yalnız bunu nasıl unutabilir ve nasıl karşılık verebilir? Yalnız adam bir derin göl gibidir. İçine bir taş atmak kolaydır; fakat taş dibine kadar çökerse, söyleyeyim kim onu çıkarabilir? Yalnızca hareket etmekten çekinin. Fakat bunu yaparsanız artık onu öldürün.

Her zaman öğrenci kalsak, bir hoca için iyi bir ödül değildir ve siz neden benim çelengimi didiklemek istemiyorsunuz?

Nietzsche Ağladığında, Irvin D. Yalom

Sahne, Psikanalizin doğumu arifesindeki 19.yüzyıl Viyana'sı. Entelektüel ortamlar. Hava soğuk.

Aktörler:
Nietzsche: Henüz iki kitabı yayımlanmış, kimsenin tanımadığı bir filozof. Yalnızlığı seçmiş. Acılarıyla barışmış. İhaneti tatmış. Tek sahip olduğu şey, valizi ve kafasında tasarladığı kitaplar. Karısı, toplumsal görevleri ve vatanı yok. İnzivayı seviyor. Tanrıyı öldürmüş. 'Ümit kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü işkenceyi uzatır,' diyor. Daha sonra 'kendi alevlerinizde yanmaya hazır olmalısınız: Önce kül olmadan kendinizi nasıl yenileyebilirsiniz?' diyecek. Ümitsiz.

Breuer: Efsanevi bir teşhis dehası. Ümitsizlerin kapısını çaldığı doktor. Psikanalizin ilk kurucularından. Kırkında, bütün Avrupalı sanatçı ve düşünürlerin doktoru olmayı başarmış. Güzel bir karısı ve beş çocuğu var. Zengin. Saygın. Hayatı boyunca 'ama' pozisyonunda yaşamış biri.

Freud: Breuer'in arkadaşı. Henüz genç. Geleceği parlak. Şimdi yoksul.
Salomé: Erkeklerin başını döndüren kadın. Çekici. Özgür. Evliliğe inanmıyor.
Bazen aynı anda birçok erkekle beraber oluyor. Sanatçıları ve düşünürleri tercih ediyor. Kırbacı var.

Konu;Ümitsizlik.

Birgün, erkeklerin başını döndüren kadın, Salomé Nietzsche'den habersiz Breuer'e gelir. 'Avrupa'nın kültürel geleceği tehlikede, Nietzsche ümitsiz. Ona yardım edin,' der. Breuer Salomé'yi tekrar görebilmek umuduyla 'peki' der. Ve varoluşun kader, inanç, hakikat, huzur, mutluluk, acı, özgürlük, irade... ve neden, nasıl gibi en önemli duraklarından geçen bir yolculuk başlar...

Kendisiyle ve hayatla yüz yüze gelmekten çekinmeyenlere...

Breuer avrupanın en iyi doktorlarından biridir. Muhteşem bir sezgisi vardır ve bu onun tanı konusunda diğer tüm meslektaşlarından ayrılmasını sağlar. Bir çok ünlünün doktoru olmuştur ve bu ün Nietzsche nin sevdiği kadın olan Lou Salomenin ona yardım için başvurmasını sağlar. Lou nun kendine has yürüyüşü, gülümsemesi ve felsefesi bir anda Breuer in daikkatini çeker ve o da bu rüzgara kapılıp yardım teklifine hayır demez. Ama hasta nietzsche dir, konu ümitsizliktir ve breuer Nietzsche nin haber olmadan Nietzsche nin bu ümitsizliğini tedavi etmek zorundadır. Ayrıca onun bitmek tükenmek bilmeyen baş ağrıları, mide bulantıları, kusmalar, hazımsızlık,görme kaybı gibi fiziki hastalıkları da bulunmaktadır.

Lou Salome,Nietzsche'nin arkadaş çevresini kullanarak onu Breuer e fiziksel rahatsızlıklarından dolayı tedavi olması konusunda ikna eder. Nietzsche aşkının reddinden dolayı Salomeye karşı büyük kızgınlık duyduğundan dolayı bu işlerde salomenin parmağı olduğundan haberdar edilmez.

Breuer, nietzsche için bir tedavi planı hazırlamıştır. Öncelikle onun fiziki rahatsızlıklarını anlayacak daha sonrada onun ümitsizliğinin sebebini anlamaya çalışacaktır. Zira Nietzsche felefesi gereği sorunlarını başkaları ile paylaşmayı bir zayıflık olarak görmekte bu konuda pek katı bir tutum sergilemektedir.

Tedavi süreci başlar, Dr. Breuer, Nietzschenin migren ve buna bağlı bir çok hastalığı taşıdığını anlar ve buna bağlı tedaviyi uygulamaya başlar. Ama bu arada Nietzschenin ümitsizliği konusunda ondan tek kelime bile alamamışıtr. Nietzschenin üstün zekası onu her zaman mat etmiş , her yaptığı teşebbüs sonuçsuz kalmıştır. Hatta sonunda nietzsche tedaviyi bırakıp gitmeye karar verir. Burada Breuer son hamlesini yapar; Nietzsche'den kendi ümitsizliğine çare bulmasını ister. Karısı ile arası iyi değildir ve daha önce tedavi ettiği bir hastası aklından çıkmamaktadır. Sürekli onu düşünmesi evi ve çocukları ile ilgilenememesi hayatını iyice zorlaştırmıştır. Bunları Nietzscheye anlatır ve ondan bu duruma bir çare bulmasını ister. Böylece onunla daha çok zaman geçirecek, onun sorunlarına ortak olacak ve onun ümitsizliğini tedavi edecektir.

Nietzsche Breuerin bu teklifini kabul eder. Bir kliniğe Eckart Müller takma adıyla yerleşir. Burada Breuer onun migreni ile ilgilenirken o da görünüşte onun ümitsizliğini tedavi edecektir. Ama ikisi de birbirlerini kandırdıklarının farkında değildirler...

Sonuç; Breuer Nietzsche den gelen bir fikirle kendini hipnotize eder ve karısından ayrılıp uzaklara gitmenin, evi barkı terketmenin korkunçluğunu hayali olarak yaşar. Ve sahip olduklarının farkına varır. Nietzsche, içindeki tüm duyguları anlatır ve sonunda kitaba adını veren gözyaşlarını döker. Salomeye duyduğunun bir saplantıdan ibaret olduğunu anlar.

Kitabı Buradan Online satınalabilirsiniz.

Mevlana'nın vasiyeti

Mevlanayı bilmeyenimiz yoktur. Varlığıyla, bizim topraklarımızda yaşamış olmasıyla, yazdıklarıyla övünürüz. Ama ne yazık ki içimizde onun yazdığı kitapları okuyan çok azdır. Malesef ben de bunlardan biriyim. Ama küçük de olsa bir aşama kaydettim ve geçenlerde Mevlananın Mesnevisini satın aldım. Kitabın giriş bölümünü okudum ve ilk dikkatimi çeken yeri sizinle paylaşmak istedim:

“Ben size, gizli ve aleni, Allah’dan korkmanızı,

az yemenizi, az uyumanızı, az söylemenizi,

günahlardan çekinmenizi,

oruç tutmaya ve namaz kılmaya devam etmenizi,

daima şehvetten kaçınmanızı,

halkın eziyet ve cefasına dayanmanızı avam ve

sefihlerle düşüp kalkmaktan uzak bulunmanızı,

kerem sahibi olan salih kimselerle

beraber olmanızı vasiyet ederim.

Hayırlısı, insanlara faydası dokunandır.

Sözün hayırlısı da az ve öz olanıdır.

Hamd, yalnız tek olan Allah’a mahsustur.

Tevhid ehline selam olsun.”